|
Hele Bene Bir Bakın...
Almanya'da Hans Müslüman olmuş. Kurban kesmiş ama yüzememiş. O arada oradan geçen bir Alman'a: "Baksana, bu koyunu nasıl yüzeceğim, biliyor musun?" demiş. Alman: "Ben ne bileyim. Onu Müslümanlar bilir. Çünkü onlar her yıl kurban keserler. Şu ilerde Türklerin gittiği bir kahve var. Oraya git sor" diye cevap vermiş. Hans elinde bıçak tarif edilen kahveye girmiş ve: "İçinizde Müslüman var mı?" diye sormuş. Kahvede de Erzurumlu ile Karslı oturuyorlarmış. Bakmışlarki üstü başı kan içinde, elinde kanlı bıçak iri-yarı bir Alman. Korkmuşlar tabii. Erzurumlu hemen ayağa kalkmış ve Karslı'yı göstererek: "Ahan bu Müslüman" demiş. Karslı korkudan süklüm püklüm ayağa kalkarak: "Gardaş hele bene bir bah... Bende müslüman sufatı var mi?" demiş
AYAKLARI UZUN
Temel yeni yaptığı ahırına hayvanları yerleştiriyormuş. Fakat sıra develere geldiğinde, develerin kapıdan geçemediğini anlamış. Başlamış kapının üst kısmını parçalamaya. Ordan geçen biri.
adam -Birader napıyon sen?
temel:
-Ula devenin boyni çok uzun , kapıyu uzatayrum
adam:
-Ulan salak kapının girişindeki toprağı biraz kazsana..
temel:
-Salak sensin da, devenin boynu uzun ayakları değul !!!
_____________________________________________
TEMEL VE KÖPEĞİ
Temel ve köpeği Karabaş trene binerler.Aynı kompartmandaki yolculardan biri Temel'e:
-Köpeğinize dikkat edin lütfen,şu anda kocaman bir pirenin vücudumda dolaştığını hissediyorum.
Temel gayet sakin:
-Uy karabaşum dikkat edesun,bu adamda ppire vardur,sana ta geçebulur
______________________________________________
PROPAGANDA
Temel secimlerde aday olmus, buyuk kalabaliga karsi konusma yapacak, hazirlanmis, kursuye cikmis. Cebindeki kagidi aramis bulamamis. Bunun uzerine secmenlere seyle seslenmis:
- Sevgili hemsehrularim, puraya celirkeen neler soyleyecegimu pir Allah pir de pen pileydum, simdi ise sadece Allah piliy.
______________________________________________ Temel deney yapınca
Cenevre Tarim Konferansi'nda katilimcilarin her biri yaptiklari calismalari ve sonucta gerceklestirdiklerini verim artisini anlatiyormus. Sira Temel'e gelince,
-Kuru fasülyeye gül asiladuk, demis. -Peki, punu niye yaptiniz?
-Yellenince gül kokayi.
______________________________________________
Senin adın ne
Din dersinde öğretmen öğrenciye sorar ?
Adın ne ?
Fatih öğremenim.
Sen fatihayı oku yavrum.
Senin adın ne ?
Kevser öğretmenim
Sende Kevser suresini oku.
Diğer yandan bir öğrenci masanın altına saklanmağa çalışır.
Bunu fark eden öğretmen,senin adın ne yavrum?der
Yasin öğretmenim;ama bana kısaca Subaneke derler.;
==============================================
şart midur
Temel bir gün Dursun'a der ki:
-Ula Dursun ben kararımi verdum "başbakan" olacağum.
Temel:
-Ula uşağum deli misin?
Dursun:
-Şart midur?
==============================================DAMDA GEZEN AYAKKABI
Trabzon'da bir özel kuruluşun iki elemana ihtiyacı varmış ve bunun için bir sınav açmış. Gerekli duyurular yapılmasına rağmen, topu topu iki kişi başvurmuş. Dursun ve Temel...
Bu durumda ilgililer, "Eh n'apalım. Bari kolay soralım da, bu ikisini işe alalım, bir an önce işimiz görülsün" demişler.
Önce Dursun'u almışlar içeriye. Demişler ki:
- Gündüz gece giyilir, genellikle deri ve köseleden yapılır, ayağı sıcak tutar. Söyle bakalım bu nedir?
Dursun şöyle bir düşünmüş ve:
- Bağcıkları var mı, diye sormuş.
- Var, demişler.
Hemen cevabı yapıştırmış:
- Bildim! Ayakkabı...
- Bravo sen kazandın. Hemen işe başlıyorsun, demişler.
Dışarıya çıktığında, Temel hemen yakalamış Dursun'u:
- Haçan ne sorayler da?
Dursun:
- Çok kolaydur, demiş. Boyle boyle... Bağcukları var mi dedum, yok dediler. Ayakkabı dedum, kazandum, diye anlatmış.
- Ula çok kolaydur daa, demiş Temel.
Ve içeriye girmiş. Sormuşlar:
- Damda gezer, miyav miyav der, pisi pisi diye çağırırız... Söyle bakalım bu nedir?
Önceden kopyayı alan Temel, şöyle bir düşünüp, sormuş:
- Bağcukları var midur?
- Hayır...
- Tamam bildum! Ayakkabinun mokasenidur...
============================================== Kaynana
Temel bi gün kahveye girmiş. Üstü başı yırtıkmış. N'oldu diye sormuşlar. Temel :
-Kaynanamı gömdük.
Kahvedekiler:
-Iyi de bu halin ne?
-Biraz direndi de.
============================================== Müebbet
Zamanın en büyük Mayfa babası çok ağır bir suçtan yargılanmaktadır ve idamı istenmektedir. Jüri üyelerinin içinde Temel de vardır. Mafyanın adamları mahkemeden önce Temeli bir kenara çekerler ve şöyle derler:
- Temel ne yap et Babanın idam kararini müebbet'e çevir yoksa bu senin sonun olur derler!!! Temel'in içine korku düşmüştür: Acep ne yapsam da bu adamı kurtarsam" diye düşünür. Dava baslar günlerce devam eder ve nihayet Jüri üyeleri karar vermek üzere odalarına geçerler. Aradan uzun bir süre geçtikten sonra jüri geri gelir ve kararini okur:
- Müebbet hapis derler. Bunu duyan Babanın adamları ne yapacaklarını şaşırırlar doğru Temel'e gidip:
-Af ferim sana Temel
şimdi gözümüze girdin derler. Ehh be Temel iyi güzel de bu işi nasıl basardın diye sorarlar. Temel:
- Sormayın bre uşaklar der millet Beraat Beraat diye tutturdu Muebbete çevirmek kadar aklan karayı seçtim der.
============================================= Trafik
Trafik polisi Temelin kullandığı arabayı durdurur ve:
-Sizi tebrik ederim beyfendi, bu günkü kontrollerimizde emniyet kemeri takan tek sürücü sizsiniz bu yüzden size üçyüzmilyon lira ödül vereceğiz, ne yapmayı düşünüyorsunuz, demiş.
Temel:
-Hemen cidup bi ehliyet alacagim demiş.
-Ne! senin ehliyetin yok mu?
demeye kalmadan yandan Fadime söze girmis:
-Siz ona bakmayın memur bey içince hep böyle sapıtıyı
Polis iyice sinirlenmeye başlamiş.
Derken arkadan dursun:
-Ula ben size demedimmi çalintı arabayla yola
çikmayalim başımiza bi iş gelir diye.
Trafik polisi iyice zivanadan çıkmış ve bagajdan idris
atlamiş:
-Noldu uşaklar geçtik mi sınırı?
============================================= Pijama
Temel ve Fadime arkadaşının evine gitmiş.Geç saatlere kadar oturmuşlar ve çok kötü bir yağmur başlamış.Ev sahibi Temel'e:
-Bu gece bizde yatın yarın gidersiniz demiş.Temelin yatağını hazırlamışlar.Fakat Temel gözden kaybolmuş.Sonra kapı çalmış Temel'i sırılsıklam gören ev sahibi nereye gittin demiş.Temel sakin bir şekilde:
-Eve ciddum pijamamı aldım ve celdum demiş.
==============================================sıra sana da gelecek
Tır şoförü olan Temel uzun bir seferden sonra eve döndüğünde Fadimeyi en yakın arkadaşı Dursun ile yatakta yakalar. Tabancasını çekip Dursunu vurur. Tabancayı bu kez kendi şakağına dayar. Tam tetiği çekmek üzereyken Fadime .
- Temelcuğum, kıyma kendine.
der. Tmel :
- Sus şıllık, sıra sana da gelecek.
============================================== Telaffuz
Belediyeye şoför alınacakmış, hiç karadenizli almamışlar. Sebebi sorulunca: Bizim otobüsler kalabalık olur , "sıkışın" diye bağırmak gerekir. Doğru
söyleyebilen bir karadenizli bulamadık.
==============================================Şaplak
Adamin biri sinemaya gider. Tam sinemada film başlarken önüne saçını
kazıtmış biri oturur ve sinemanın ışıkları bu saçını kazıtmış adamın
kafasına vurur... Arkasındaki adam bir türlü filmi izleyemez. Adam
içinden "şunun ensesine bi tane yapıştırayım" der sonra
"Oğlum adam iri yari... Ellese bile beni parçalar" diyip vazgeçerken yanına
Temel oturur..
Adam Temel'e dönüp "Şu kafasını kazıtmış adamın ensesine bi tane vur
sana 5 milyon verecem" der. Temel de dayanamaz adamın ensesine bi tane
yapıştırır ve devam eder "Ulan Hasan sen burada mıydın" der. Adam dönüp
"Ne Hasanı kardeşim" der Temel de "Pardon kardeşim karıştırdım" der ve
adam önüne dönünce 5 milyonunu alır.
Adam dayanamaz ve Temel'e dönüp "Kardeş bi tane daha yapiştır sana 10
milyon verecem" der. Temel bi tane daha adamın ensesine vurur ve ilave
eder "Hasan sensin be yeme beni" Adam dönüp "Hasan değilim kardeşim be "
diyip ön koltuklardan birine oturur.
Temel'in yanındaki adam artik filmi birakıp bu kafasını kazıtan adamı
aramaya başlar ve bulur hemen Temel'e dönüp "Bak kardesim işte oraya
oturmuş. Git ensesine bi tane daha vur sana cebimdeki tüm parayı
verecem" der. Temel hemen kafasını kazıtmış adamın arkasına geçip
ensesine bi tane yapıştırıp
"Ulan Hasan burda mıydın, ben de yarım saattir arkadakı adami sen sanıp ensesine vuruyorum" der...
============================================== Noşut
Temel Afrika'ya safariye gitmiş. İlk günün sonunda gece otelin lobisinde avcılar konuşuyormuş. İngiliz ben bugün 1 gergedan vurdum demiş. Fransız ben de 1 aslan vurdum demiş. Temel de ben de 1 noşut vurdum demiş. İngilizle Fransız anlamamış ama cehaletleri belli olmasın diye de sormamışlar. Ertesi gün yine ava gidilmiş gece yine toplanmışlar. İngiliz ben 2 kaplan vurdum demiş.Fransız ben de 1 fil vurdum demiş. Temel ben 4 noşut vurdum demiş.İngiliz dayanamamış sormuş: "Kusura bakma ama noşut nasıl birşeydir? Bunca yıllık avcıyım hiç duymadım." Temel de "Ben de ilk defa burda gördüm. Kara kara birşeyler insana benziyorlar. ellerini kaldırıp noşut noşut diye bağırıyorlar demiş.
==============================================Sünnetçi
Temel,İngiliz ve Fransız bir trende gidiyorlarmış.Bir sinek Fransız'ı rahatsız ediyormuş.Fransız çekmiş kılıcını sineği otadan ikiye bölmüş.Cebinden kimliğini çıkarıp:
-Fransız Kraliyet Ailesi.demiş.
Başka bir sinek İngiliz'i rahatsız ediyormuş.İngiliz kılıcını çekmiş ve sineği ortadan ikiye bölmüş.Sonra cebinden kimliğini çıkartıp:
-İngiliz Kraliyet Ailesi.demiş.
Başka bir sinek de bizim Temel'i rahatsız ediyormuş.Temel kılıcını çıkartıp sineğe sallamış.Sineğe hiç birşey olmamış.Sonra cebinden kimliğini çıkartıp:
-Fenni sünnetçi demiş...
============================================== Günlük gazete
temelle fadime bir dağ evinde yaşıyorlarmış.dagda gazete olmadıgı için temel fadimeyi her gün kasabaya gazete almaya gönderirmiş.her gün gazete almaktan sıkılan fadimenin aklına bir fikir gelmiş.kasabadan aynı gün aynı gazeteden on tane almış ve eve saklamış.temel istedikçe gazeteleri vermiş.dördüncü gün temel karısını çağırmış.fadime temelin bu oyunu anladığını zannetmiş ve korkarak temelin yanıma gitmiş.tammm kızacak diye düşünürken temel şöyle demiş:'yahu şu dünyada ne aptal insanlar var.dört gündür aynı adam aynı yerde aynı ağaca çarpıyor.'
==============================================
Tarak
Temel uçağa binerken merdivende bir bakmiş önünde Sharon Stone haltetmiş bir dilber.. Muhteşem de bir mini.. Temel içini çekerken bir bakmış, yeri dilberin tam yanı.. Oturmuşlar.. Uçak havalanmış. Dilber çantasina uzanmis. Içinden bir bulmaca dergisi, bir kurşun kalem çıkarmış. Başlamiş çapraz bulmacayı çözmeye.. Temel heveslenmiş..
"Şimdi bir yerde takılır, bana sorar, böylece muhabbete başlarız" diye.. Beş dakika geçmeden dilber Temel'e sormuş, gerçekten.. Kısık, bir sesle sormuş:
"Beş harfli bir kelime. Sonu arak.. Başına bir harf koyarsanız kadınların en sevdiği alet olurmuş, biliyor musunuz?" diye..
"Aman Tanrım" demiş Temel, Amerikan filmlerindeki gibi.. "Aman Tanrım.. Bu güzel kadına o kelimeyi nasıl söylerim ben.. Mutlak bir başka kelime olmalı.." Başlamış düşünmeye.. Beş dakika sonra jeton "Dank" diye düşmüş.. Kadına dönmuş:
"Tarak olabilir mi, hanimefendi?.. Tarak!.."
"Harikasınız" demiş dilber.. "Silginiz var mı acaba?.."
============================================ inek testi
Bir gün Temel ve Dursun bakmışlar Türkiye'de iş yok Almanya'ya gitmeye karar vermişler ama ceplerinde para yok... O zamanlarda Almanya'ya hayvanlar bedava gidiyolarmış, bunlarda neleri varsa satıyolar ve bir inek kostümü alıyolar. Temel öne Dursun'da arkaya geçiyor ve gümrüğe gidiyolar gümrükteki memur bunları bir test edeyim diyor ve ineğin önüne bi tomar saman getiriyor sen gerçek ineksen bu samanları yersin diyor. Temel mecburen yiyor ondan sonra memur bir kova su getiriyor eger sen gerçek ineksen bunu içersin diyor ve Temel içiyor.. Memur bu sefer bi tomar taze ot getiriyo ve ineğin önüne koyuyor Temel mecburen yiyor... Artık Temel şişiyor ve bir lokma bir şey yiyemez hale geliyor. Ama bu sırada Temel başlıyor gülmeye. Dursun merak ediyor. Soruyor ula Temel neden gülirsen. Temel de cevap verir memur bizim gerçek inek olup olmadığımızı anlamak için bir tane öküz getiriyor...
============================================== Şeytana uydum
Temel bir gün bir kadına tecavüz etmiş.Yakalayıp hakimin karşısına çıkarmışlar.Hakim sormuş:
-Niye kadına tecavüz ettin demiş.
-Şeytana uydum beni salın demiş.
Temeli salmışlar.Temel birkez daha bir kadına tecavüz etmiş.Gene aynısı olup salmışlar.3. 4. 5. derken birdaha tecavüz etmiş.yakalamışlar hakimin karşısına oturtmuşlar gene şeytana uydum demiş. Hakimde "ulan it, şeytanın işi gücü yok da sana pezevenklik mi yapsın"
==============================================Köprü
Fransa,İngiltere ve Türkiye ortak bir köprü yapacaklarmış.Türkiyeden temsilci olarak Temel seçilmiş.Köprü inşa edilmiş açılış günü gelmiş.Açılış tam yapılıyormuş ki köprü yıkılı vermiş. İngilterenin temsilcisi O kadar Çeliğime yazık oldu diğe kalp krizi geçirerek ölmüş.Fransanın temsilciside O kadar kumuma yazık oldu diğe kalp krizi geçirerek ölmüş.Bunların üzerine Temelde iyiki çimentoyu yerleştirmedim yoksa bende kalp krizi geçirerek ölücektim demiş.
============================================== otoban
Temel otobanda arabası ile son sürat yol almaktadır.Bir anda radyoda dinlediği müzik sesi kesilir ve bir anons verilir; "Dikkat.. Dikkat..tüm sürücülerin dikkatine otobanda bir araç oldukça süratli bir şekilde ters yönde ilerlemektedir." Anonsu duyan Temel kendi kendine söylenir.
"Hangi biri be kardeşim... hangi biri?..."
============================================== Kafiyesi yok ama...
İdris'le Dursun, kahvede ayrı masalarda hafif sıkkın oturuyorlar.
İdris sesleniyor:
- Bana "ayran" desena...
- Ayran!
- Uyy, ben da senun karuna hayran!
Fena halde bozulan Dursun, biraz sonra İdris'e sesleniyor:
- Bana "gazoz" desena...
- Gazoz...
- Uyy, ben da senun karini öptum...
İdris, dudak büküyor:
- Bu söylediğunun kafiyesi yoktur...
Dursun sözü bağlıyor:
- Kafiyesi yoktur ama asli vardur!
==============================================
Yağmurluk
Amerikalı, Rus ve Karadenizli aynı otelde kalırken gece yarısında yangın çıkar. Panik içinde yukarı katlara koşarlar. Çaresizlik içinde Amerikalı, odada duran bir şemsiye bulur, "Başka şansım yok" diyerek şemsiyeyi açıp atlar. Şemsiye sağlamdır, Amerikalı paraşütle iner gibi sağ salim yere varır. Bunu gören Rus, yandaki odadan başka bir şemsiyeyi bulup paraşüt gibi kullanarak atlar; o da kurtulur. İkisi de yukarıya bakarak merak içinde Temeli beklerken yanlarına, hızla dusen bir cisim çarpar. Gidip bakarlar: Temel. Hayatta ama kan revan içinde ve her tarafi kırık. Amerikalı merakla: "Ne oldu?" diye sorunca Temel; "Şemsiye bulamadım. Ama dolapta yağmurluk vardı" demiş.
==============================================meyhaneci
Of'lu hoca Cuma namazında içki içenleri fena azarlıyordu: "Paranızı sokağa atıyorsunuz. Kazanan kim? Meyhaneci... En büyük dükkan kimin? Meyhanecinin... En güzel ev kimin? Meyhanecinin... Ya en güzel araba? Meyhanecinin... Bu paraları veren kim? Ha sizin gibi kafasızlar..."
Aradan 2 hafta geçer, Temel koşarak hocanın yanına gelir ve ellerine sarılıp öperek: "Allah razı olsun hocam, senin verdiğin içki vaazı sayesinde hayatım kurtuldu.." Hoca memnun: "Aferin, içkiyi bırakmanın mükafatlarını ahirette de göreceksin oğlum." der. Temel düzeltir: "İçkiyi bırakmadım hocam, meyhane açtım!"
==============================================İş Gücü
Temel bir grup arkadaşıyla çukur açıyormuş.Bir başka grupda gelip çukurları kapıyomuş.Adamın biri çok merak etmiş ve ne yaptıklarını sormuş.
Temel:
-Bir grup daha fardu,onlarda fidan dikeydu,bucün gelmeduler,piz de pizim işler geri kalmasın diye çalişayruz...
==============================================
Ingiliz
Ingiltere ye gezmeye giden Temel taninmamak icin gördügü Türklere selam vermiyip selam da almiyormus...
Fakat Türk´ün üstelik de hemsehrisinin biri Temel deki burnu görünce
"Bu kesun lazdur" Demis ve pesine takilmis.
Yanasip sormus Temel´e;
"Kardasum sen laz musun?"
Temel den cit yok...
Adam yine sormus;
Kardasum Laz musun?"
Temel yine bakmamis adama.
Adam israrla takip edip devamli"Kardasum laz musun" Diye sorunca Temel adama dönüp söyle demis;
"Inciluzum Inciluz..."
==============================================
marangoz
bizim temel marangoz ama ne marangoz mesleğinin zirvesinde derken trabzona dünyanın en büyük sirki geliyor çadır direğini dikmek içinde usta bir marangoza ihtiyaç var arayıp soruşturuyorlar en iyi usta olarak temeli tavsiye ediyorlar temel sirke gelip ne iş yapılacağına bakıp takımlarını alıp geliyor ve direğin üstüne çıkıp başlıyor direği yere çakmaya bu sırada sirkin patronu aşağıdan temeli seyrediyor derken temel birden havada iki parande üç salto atarak yere iki ayağının üstüne ve ellerini bacağının yanlarına vurarak sağlam bir şekilde düşüyor bunu gören patron içtiği puroyu yutuyor ve koşarak temelin yanına gelip aynı hareketi yapmasını ve bunun karşılığında ise çok büyük para kazanacağını anlatıyor temel ise kesinlikle olmaz diyor patron gene aynı hareket için para ve 20 senelik ip canbazlarının bile bu hareketi yapamadığını anlatıyor adam ısrar ediyor temel kabul etmiyor adam gene ısrar temel en sonunda adamın kulağına eğilip ula hemşerim benim her sefer aynı hareketi yapmam için direğin tepesinde aletin başına mı vurmam lazım
============================================== Giyotin
devrin birinde, bir alman,bir ingiliz ve bizim temel amerikada birlikte suç işlemisler ve mahkeme idam edilmelerine karar vermiş. hakim bizimkilere üç seçenek sunmus( ilk önce almana) ;
-asılmayi,yanarak ölmeyi mi yoksa giyotini mi tercih edersin?
alman düşünmüs.yanarak ölmek acı verir, idamda can cekişirim en iyisi giyotin...
kafasini sokmuslar cellat ipi çekmis tak giyotin almanin kafasina gelince durmuş...
halktan sesler yükselmeye baslamis,
hakim;
-bu allahin sevgili kuluymus bunu serbest birakın.
serbest birakmislar almani.
sira ingilize gelmiş ingilize de ayni seçenekler sunulmus.ingilizde düşünmüş...
himm yanarak ölmek acı verir, idamda kötü, en iyisi giyotin...
kafasini sokmuslar cellat ipi çekmis giyotin inmis inmis ingilizin kafasinin üstünde durmus yine...
halktan sesler yükselmeye başlamis yine.
hakim;
-bu da allahin sevgili kuluymuş bunu da serbest birakın.
ingilizide serbest birakmişlar,sıra temele gelmiş..
hakim yine ayni soruyu sormuş.
-yanarak ölmek mi?,idam mi? giyotin mi?
temel düşünmüs ve cevap vermiş,
-yanarak ölmek aci verir,giyotininiz de bozuk zaten en iyisi asın beni..
PROFESÖR
Adamın biri balona binmiş ve uçarken yolunu kaybedip bilmediği bir yerde bir çayıra doğru sürüklenmiş. Balonun aşağıda çok yaklaştığı bir sırada aşağıda birini görmüş ve sormuş:
- Kayboldum, nerede olduğu söyleyebilir misiniz?
- Bir çayırın üzerinde uçmakta olan bir balonun içinde şu kadar yüksektesin!
Balondaki şahıs bu cevap üzerine:
- Siz profesör olmalısınız.
- Evet, nereden anladınız?
- Söylediğiniz herşey %100 doğru fakat vverdiğiniz bilgiler hiç bir işe yaramıyor.
Bunun üzerine aşağıdaki adam, yukarıya seslenir:
- Siz de işadamı olmalısınız.
- Evet, siz bunu nereden anladınız?
- Birincisi, kim olduğunuzu, nereden gelldiğinizi, nereye gitmek istediğinizi, amacınızı bilmiyorum ve tamamen kaybolmuş durumdasınız, buna rağmen size yardımcı olmamı bekliyorsunuz. İkinci olarak da, benimle karşılaşmadan önce hangi durum ve pozisyonda idiyseniz şimdi de aynı yerdesiniz buna rağmen beni suçluyorsunuz.
SARIŞIN-GARSON VE İNTEGRAL
İki erkek matemetikçi bir bara gider. Birincisi ikincisine ortalama bir kişinin matematik hakkında çok az şey bildiğini söyler.
İkincisi buna katılmaz ve bir çok insanın yeterli miktarda matematikle başa çıkabileceğini iddia eder.
Birinci matematikçi tuvalete gider. Onun yokluğunda ikinci matematikçi garson kızı çağırır.
Ona bir kaç dakika sonra arkadaşı döndügünde kendisini tekrar çağıracağını ve bir soru soracağını söyler.
Bütün yapacağı ``iks küp bölü üç' diye yanıt vermektir.
Kız tekrarlar:- `eks küp... ne?
' Matematikçi düzeltir `iks küp bölü üç'
Kız:- `Eks küp bölü üç?
-' Evet der matematikçi.
Kız tamam deyip, kendi kendine mırıldanarak uzaklaşır, -`iks küp bölü üç, iks küp...'
Birinci matematikçi döner ve ikincisi kendi görüşünün doğruluğunu kanıtlamak için iddiaya girmelerini teklif eder.
Sarışın garson kıza bir integral soracağını söyler, birincisi gülerek kabul eder.
İkinci adam garson kızı çağırır ve sorar
- `x karenin integrali nedir?'
Garson kız yanıtlar
-`x küp bölü üç',
uzaklaşırken de ekler
- `artı bir sabit sayı'!
MATEMATİKÇİNİN METRESİ
Bir doktor, bir avukat ve bir matematikçi bir metres ya da bir eş edinmenin iyi ve kötü yanlarını tartışıyorlardı. Avukat der ki:
-Kesinlikle metres daha iyidir. Eğer bir karınız varsa ve boşanmak isterse, bir sürü yasal problem çıkar.
Doktor der:
- Bir karınızın olması daha iyidir çünkü eş bir tür güven duygusu verir ve stress düzeyinizi düşürür, bu da sağlığınız için yararlıdır.'
Matematikçi der;
- İkiniz de yanılıyorsunuz. Hem metresiniz hem de karınız olmalı ki karınız metresinizle ve metresiniz karınızla olduğunuzu düşündüğünde siz rahat rahat matematik çalışıyor olabilesiniz.
KAÇ KİŞİ
Bir matematikci, bir biyolog, ve bir fizikci sokak kahvesinde oturmuslar yolun karsi tarafinda ki binaya girip cikanlari gozluyorlarmis.
Once binaya iki kisinin girdigini gormusler. Bir sure gecmis uc kisinin binadan ciktigini gormusler. Fizikci :
- ' Ölcme hassas degildi'
Biyolog :
- ' Üremislerdir'
Matematikci :
- ' Simdi iceri bir kisi daha girerse bina tam olarak bos olacaktir.'
MATEMATİKÇİ
Yeni evli bir çift balaylarında Ürgüp-Göreme bölgesinde geziye çıkmaya karar verirler. Yeraltı şehirlerini gezerlerken birden önlerine bir yol ayrımı çıkar ve duvarlarda artık çıkış yönünü gösteren okların olmadığını fark ederler. Genç adam telaş içinde bağırmaya başlar:
``YARDIM EDIN KIMSE YOK MU?'
Bir süre adamın kendi sesinin yankısından başka bir ses duymazlar. 10-15 dakika sonra duydukları değişik bir ses şöyle demektedir:
``Merhabaaa! KAYBOLDUNUZ!'
Morali daha da bozulan adam çaresizlik içinde tepinmeye başlar. Genç kadın ise gayet sakin omuz silker ve:
``bu sesin sahibi mutlaka bir matematikçidir' der.
Kadının sakinliği üzerine canı daha da sıkılan adam :
``Hadi canım sen de! Nereden çıkardın bunu?' diye sorar. Kadın:
``Üç nedenim var' der ve sayar:
``Bir, yanıtın gelmesi gereğinden uzun sürdü.
Iki, yanıtı doğru; kaybolduk.
Üç, bu yanıtın kimseye bir yararı yok!'
KONSERVE
Bilgin Çokbilgiç çılgın deneyi için biri mühendis, biri fizikçi ve biri matematikçi üç meslektaşını kaçırır. Her birini ayrı bir hücreye hapseder. Her hücrede kibrit, su ve konserve yiyecekler vardır, fakat konserve açacağı yoktur. Bir ay sonra deneyinin sonucunu öğrenmek için meslektaşlarını ziyaret ettiğinde, mühendisin hücresini boş bulur. Mühendis gizlice hücreye soktuğu ``Swiss-Army' çakısı ile konserve kutularından aliminyum kırıntıları kazımış. Daha sonra bunları kibritlerin uç kısımlarındaki ecza ile karıştırarak yaptığı patlayıcı ile hücre duvarını havaya uçurmuş ve böylece kaçmayı başarmıştır. Çokbilgiç 2. hücreye baktığında ise, fizikçiyi neşe içinde konserve bamya yerken bulur. Konservelerin belli bir açı ile duvara atıldıklarında açıldıklarını keşfeden fızıkçi hem iyi bir hentbolcu olmuş, hemde yeni bir Quantum Teorisi geliştirmiştir. Son hücreye baktığında, Çokbilgiç hücrenin bir köşesinde matematikçi dostunun cansız bedenini görür. Duvarlardan birinde ise şöyle yazmaktadır:
TEOREM:KONSERVELERİ AÇAMAZSAM ÖLECEĞİM.
İSPAT:FARZEDELİM Kİ BEN ÖLDÜM.
2 KERE 2
Dünyanın en büyük zekalarının oluşturduğu bir topluluğa şu soru sorulur:
``2*2 nedir?'
Mühendis iyice eskimiş sürgülü hesap cetvelini çıkarır, şöyle bir sallar ve sonuçta:
``3.99' diye ilan eder.
Fizikçi teknik notlarını karıştırır, problemi bilgisayarında kurar ve:
``yanıt 3.98 ile 4.02 arasındadır' der.
Matematikçi dünyadan uzak, bir süre huşu içinde düşüncelere dalar, sonra da:
``yanıtın ne olduğunu bilmiyorum ama bir yanıtın varlığını kesinlikle söyleyebilirim' der.
Filozof:
``Evet ama, 2*2 ile ne demek istiyorsunuz?'
Mantıkçı:
``Lütfen 2*2'yi daha detaylı tanımlayınız.'
Muhasebeci, bütün kapı ve pencereleri kapatıp, dikkatlice çevresini kolaçan ettikten sonra:
'SİZ yanıtın ne olmasini isterdiniz?' diye sorar.
SANDIKLARIN SAYISI
Bir matematik dersi sırasında okutman aniden duraksayıp önündeki masaya bir süre dikkatle bakar. Sonra öğrencilerine dönüp 6 küme kağıt getirdiğini sandığını fakat ne şekilde sayarsa saysın masada sadece 5 küme olduğunu söyler. Bir süre daha sessiz kalıp sonra da şu hikayeyi anlatır:
'``Gençken Polonya'da büyük matematikçi Waclaw Sierpinski ile tanışmıştım. O zamanlarda bile oldukça yaşlı ve unutkandı. Bir seferinde herhangi bir nedenle yeni bir eve taşınmaları gerekmişti. Karısı matematikçinin hafızasına fazla güvenmedıgı ıçın, bütün eşyaları ile birlikte sokağa çıktıklarında şöyle demiş:
- Şimdi ben taksi çağırmaya gideceğim, bbu arada sen de 10 sandığımızın başında bekle.Karısı gitmiş ve matematikçiyi hafifçe dalmış, kendi kendine mırıldanır halde bırakmış. Birkaç dakika sonra karısı taksiyle birlikte döndüğünde, Bay Sierpinski (belki de gözünde küçük bir pırıldamayla) demiş ki:
- On sandığımız olduğunu söylemıştın amaa ben sadece 9 tane saydım.
- Hayır, ON tane var!
- Hayır, say bak: 0,1,2,...
BEN BURALI DEĞİLİM
Adamın biri zilzurna içkiliymiş.Yolda yalpalıya yalpalıya ilerlerken birden yanından geçen adama demiş ki :
-Kardeş şu yukardaki güneş mi ay mı?
Adam demiş ki :
-Bilmiyom kardeşim ben buralı değilim.
BİZİ DE UYANDIRIRMISINIZ?
Adam otele gelip resepsiyona kaydını yaptırırken memur sordu :
-Sabah kaçta kalkmak istersiniz? Adam başını salladı :
-Hiç gereği yok. Ben her sabah saat beşte kendim uyanırım. Resepsiyon memurunun yüzü güldü :
-Aman ne iyi. Lütfen uyandığınız zaman bizi de uyandırır mısinız?
CAN SIKINTISI
Sol gözü takma olan adam otobüse binmişti.Otobüs kalabalık hava sıcaktı.Bir süre sonra sıcaktan bunalan, terleyen ve canı sıkılan adam, takma gözünü çıkardı, havaya atıp tutmaya başladı. Durumun biraz sonra farkına varan yanında oturanlar dehşetle irkildiler :
-Ne oluyor yahu!... Adam gayet sakin gözü atıp tutmaya devam ederek cevap verdi :
-Hiç, burada canım sıkıldı da ön taraflarda yer var mı diye bakıyordum!...
EVDEKİ PAZAR
Kulakları duymayan bir adam hastanede yatan bir arkadaşını ziyarete gitmek istemiş.Düşünmüş ben ne sorarım, o ne cevap verir, diye.Klasik cevaplara göre konuşmayı tasarlamış, cümlelerini zihninde hazırlamış."Nasılsınız" derim, o da "İyiyim" der.Bende,
"Oooh ne güzel" der, devam ederim.Hastaneye gidip arkadaşının başucuna varmış.
-Nasılsın, iyi misin?
-Ölüyorum.
-Oooh, ooh ne iyi.Ne ilaç veriyorlar?
-Zehir.
-O ilaç çok iyidir.Doktorun kim?
-Azrail.
-Ondan iyi doktor yoktur.
EVLENİRKEN NEREDEYDİN?
Adamın işi varmış, Ankara'ya gidiyormuş, tam uçağa binerken kulağında bir ses :
-Binme, bu uçak düşecek! Dönmüş, bakmış, kimse yok, ama içine de bir kurt düşmüş,
binmemiş. İkinci uçağı beklerken kara haber ulaşmış :
-Uçak düştü kurtulan olmadı! Koşmuş Haydarpaşa'ya, bilet almış, tam trene binecek, aynı ses
kulağında :
-Binme bu trene, raydan çıkacak! Dönmüş, bakmış yine kimse yok, trene binmemiş, gelmiş eve, sabah gazeteyi açınca tüyleri ürpermiş :
-Tren Eskişehir'de raydan çıktı şu kadar ölü, şu kadar yaralı...
Allahına şükretmiş, koşup otobüse bilet almış, tam binerken yine o ses :
-Bu otobüse binme, freni patlayacak!
Dönmüş yine kimse yok! Dayanamamış, bağırmış :
-Sen kimsin yahu?
-Ben senin iyilik meleğinim!
Adam iyice kızmış :
-Ulan evlenirken neredeydin!
TUH ALLAH CEZANI VERSİN
Adam işten eve gelir tam yatacak boşluktan bir ses :
-İşinden ayrıl, evini arabanı sat ve Lasvegasa git.
Adam umursamaz tabi.Fakat bir ay boyunca hep aynı hikaye adam eve gelir tam yatacak :
-İsinden ayrıl evini arabani sat Lasvegasa git.
Adam sonunda bunda birşey var deyip ertesi gun işinden ayrılır en kısa yoldan evi ve arabayı satıp Lasvegasa gider bir otele yerleşir.
Gece olur gene o ses :
-Paraları al ve kumar salonuna in!
Adam apar topar giyinir salona iner aynı ses :
-Rulet masasına git!
Adam gider, bir yandan da sesi beklemektedir ses gelir :
-Tüm parayı kırmızı 17 ye yatır.
Adam heyecanla yatırır tüm parayı rulet döner döner durur, bilye dönmeye devam eder ve 21 de durur ve ses devam eder :
-Tüh allah cezanı versin!...
UÇUŞ
Adamın biri varmış bu adam hep uçaktan paraşütle atlarmış bir gün rüyasında anneannesini görmüş anneannesi buna :
-Oğlum yarın paraşütle atlama paraşütün açılmayacak, demiş.
Ertesi gün tekrar atlamaya gitmiş. Herkes atlamış sıra ona gelmiş atlamamış.
Komutan :
-Niye atlamıyorsun, demiş. O da rüyasını anlatmış komutanıyla paraşütleri değişmişler o atlamış yavaş yavaş iniyormuş.Komutan atlamış paraşütü açılmamış adamın yanından hızla geçmiş.Adam :
-Komutanım nereye, demiş komutanda :
-Anneannenin yanına, demiş.
YAKTIN BENİ
Adamın birisi kendine çok güçlü bir büyü yaptırmak istemiş.Tutmuş ülkenin en ünlü büyücüsüne gidip durumunu anlatmış.Ünlü büyücü büyüyü yaptıktan sonra adama demiş ki :
-Şimdi bu büyüyü al ay ışığında havaya doğru salla, yalnız sallarken aklına sakın dişi tilkinin kuyruğunu getirme.
Adam :
-Yaktın beni büyücü, demiş.
-Şimdi artık aklımdan hiç çıkmaz ki dişi tilki kuyruğu.
İNTİHAR
Adamin biri işinden kovulunca çareyi intihar etmekte bulur. Tam intihar ederken arkadaşı görür ve koşarak yanına gider.
-Yahu o ipi ağaca asmış ne yapıyorsun öyle...
Adam :
-Hiiiç.. İntihar ediyorum.
Arkadaşı :
-Hiç beline ipi sarıpta intihar eden gördünmü sen. İntihar ediyorsan ipi boğazına sar.
-İlk önce öyle yaptim ama nefes alamadimki...
KARŞIDA KİMSE OTURMUYORDU
Seyahatten dönen adam arkadaşına yakınıyordu :
-Birader perişan oldum, felaket bir tren yolculuğu geçirdim.
Arkadaşı merakla...
-Hayrola ne oldu?
-Trende yerim tersti başım döndü, midem bulandı, yahu.
-Aman be kardeşim, insan karşısındakine rica edip yer değiştirir...
-Benim de aklıma geldi gelmesine ama karşımda kimse oturmuyordu ki!...
KÖPEĞİN ÇANAĞI
Adamın biri yabancı bir şehirde, bir evin kapısını çalarak şu ricada
bulunur :
-Pek susadım, buralarda su bulamadım, lütfen bana bir bardak su verir misiniz?
Kapıyı açan çocuk, adamın yüzüne bakarak, kısa bir tereddütten sonra :
-İstersen ayran getireyim, der.
Adam bu teklifi teşekkürle kabul ettikten az sonra, çocuk bir çanak ayran getirir.
Adam ayranı içtikten sonra çocuk :
-İstersen daha getireyim, der.
-Zahmet olur yavrum.
-Hayır, zaten bu ayranın içine fare düştüğü için nasıl olsa dökecektik!
Bunun üzerine, adam iğrenerek, elindeki ayran çanağını hiddetle yere atıp parçalayınca, çocuk feryadı koparır :
-Anne, kapıdaki adam köpeğin çanağını kırdı!
Temel ve Kraliçe Elizabeth
Temel Istanbul a gelmis, yürüyormus.Bu arada 5 dakikada bir top atislari duyul-
maktaymis. Merak edip sormus. "Hemserim bu top atislari neyin nesi?" diye.
Kraliçe Elizabeth in gelmesi sebebiyle top atisi yapildigi anlatilmis.
Aradan yarim saatgeçmis ve top atislari halen sürmekteymis. Temel yine
sormus bir baskasina "Bu top atislari neden?" diye. Ayni cevabi alinca
söylenmis: "Ulan, yarim saattir bir kariyi vuramadilar, be!"
2 - Temel ve Sevgilileri
Temel in 3 tane sevgilisi vardir.Biri ögretmen, biri doktor, biri de santralcidir.
Fakat ögretmenle evlenmeye karar verir. Bunu bilen arkadasi sorar "Niye
ögretmen de digerleri degil?" diye. Temel de ona döner:
-Ula der, bilmez misin doktorlar "bugün git yarin gel" der, santralci de "su an
mesgul daha sonra tekrar deneyin" der. Ama ögretmen ne der? Hadi bir daha
tekrarliyalim...
3 - Parasitçü Temel
Temel Nato da havaci olarak askerligini yapiyormus. Komutan askerlere
parasütle nasil atlanacagini ögretmis.
- "Uçaktan atlayinca birinci ipi çekeceksiniz. Parasüt açilmaz ise ikinci ipi
çekeceksiniz. Yine açilmadi, o zaman Meryem Ana ya dua edeceksiniz."
Temel uçaktan atlar. Birinci ipi çeker parasüt açilmaz, ikinci ipi
çeker yine açilmaz. O sırada yere yavas yavas süzülen komutaninin
yanindan geçerken sorar:
- "Komutanim, komutanim.. O karinin adi neydi ?"
4 - Banka Soygunu
Temel ile Dursun Amerika da yasarlarken paralari bitmis ve bir banka soymayi
kafalarina koymuslar. Gece yarisi olmus, Dursun ve Temel kapilari açip içeride
kasalari aramaya koyulmuslar. Temel bir kasa görmüş, açmislar ve içinden bir
kase muhallebi çikmis. E bu kadar ugrastik bosa gitmesin demisler ve bunu
Temel afiyetle yemis. Daha sonra bir kasa daha görmüsler ve onu da açmislar
bir kase muhallebi daha. Bunu da Dursun yemis. Tabii ikisi de sasirmis koca
bankada nasil para olmaz diye ve orayi terk etmisler.
Ertesi gün gazetelerde manset : "Dünyanin en büyük Sperm Bankasi soyuldu!..
5 - Pilot Temel
Pilot Temel telsize var gücüyle bagiriyordu :
- "Ula, sag motor bozuldu. Düseyrum, düseyrum. Meydey düseyrum. Kule düseyrum."
Kule hemen cevapladi :
- "Mesaj anlasildi. Yerinizi bildirin, yerinizi bildirin."
Temel gayet ciddi :
-"Pilot kabini, öndeki sol koltuk, pilot kabini, öndeki sol koltuk."
6 - Temel Usülü Intihar
Dursun birgün ormanda gidiyormus. Temeli bir agaca belinden bagli sekilde
bulmus. "Napiyosun Temel" demis Dursun; Temel de "Intihar ediyorum" demis.
Dursun "Benim bildigim öyle intihar edilmez; o ipi beline diil boynuna
bagliyacaksin" demis. Temel de: onu da denedim; az daha boguluyodum...
7 - Babanin Sonu
- Babam öldü, demis Temel.
ilyas sormus:
- Neden öldü?
- Apartmanin sekizinci katinin balkonundan düstü.
- Eyvah parçalandi mi?
- Yok, giristeki bakkalin tentesine düsünce oradan havalanip karsi
apartmana yöneldi.
- Apartmana mi çarpti, nasil oldu?
- Yok, karsi apartmanin balkonunda çamasirlar asili idi.Çamasir ipine
vurup fabrikanin bahçesine düstü.
- Orada mi öldü?
- Yok, fabrika çelik yay fabrikasi, bahçedeki yaylarin üzerine düsüp
havalandi yeniden...
- Peki sonra?
- Sonrasi ne? Baktik ki yere inmiyor, biz de vurduk onu
8 - Temel, Karisi ve Karisinin Asigi
Temel, bir haftaligina gittigi memleketten, haber vermeden erken dönünce
karisini evde baska bir erkekle yatakta bulur. Derhal belinde tasidigi
tabancasina davranan Temel, yatakta yakaladigi adami alninin ortasindan
vurur. Tabancayi tam kendi kafasina dogrultmusken, karisi haykirarak
üzerine atlar:
- Dur Temel im, kiyma kendine!..
Temel, sinirden titreyerek haykirir:
- Sus kaltak, sira sana da gelecek!..
9 - Temel in Arabasi
Temel Dursun a arabasinin öyküsünü anlatiyordu :
Bir gün otostop yapiyordum ki önümde, bu arabayla, mini etekli
güzel bir bayan durdu ve beni arabasina aldi. Bir süre gittikten
sonra kadin arabayi kuytu bir köseye çekti. Mini etegini iyice
yukari çekip, dudaklarini islatti ve "Benden ne istersen
alabilirsin" dedi, ben de arabasini aldim.
Dursun : iyi etmissin Temel, zaten mini etek sana hiç yakismazdi.
10 - Evde Kimse Olmayacak
Temel Fadimeye demis ki; "Fadime, bu aksam bize gel. Evde kimse olmayacak."
Fadime aksam gelmis kapiyi çalmis çalmis kimse açmamis...
11 - 2 Katli Otobüs
Bir gün Temel le Dursun 2 katli otobüsle yolculuk ediyomus. Temel
cep telefonunu çikartip alt kattaki Dursun u aramis.
- Orada havalar nasil Dursun kardesim?
- Bizim söför uyumus otobüs kendi kendine gidiyo valla Temel cigim...
- O dabirsey mi Dursun? Bizim katta söför bile yok. Otobüs kendi
kendine gidiyo...
12 - AIDS
Temel birgün ölümcül hastaliga yakalanir. Dursun da yaninda refakatçi olarak
kalmaktadir. Temel gelen herkese ben AIDS im der. Dursun artık dayanamaz ve
sonunda sorar :
- Temel sen AIDS felan degilsin neden herkese yalan söylüyorsun?
Temelde:
-Haçen öylede ölücem böylede. En azinda kariyi saglama alalim bari...
13 - Tatbikat
Temel ile Dursun bir gün parasüt tatbikatina katilmislar. Diger paraşütçüler
gibi onlarinda uçaktan atlama siralari gelmis ve kendilerini bosluga
salıvermisler. Temel in paraşütü açilmis ancak Dursun un ki açilmamis.
Dursun Temel e :
- Ula Temel bu meret açılmayi da!..
Temel :
- Ula Tursin yardimci parasüti aç usagum!..
Dursun yardimci parasütü açmaya çalismis fakat o da açılmamis ve
Dursun Temel e :
- Ula Temel bu merette açilmayi.
Temel :
- Bos ver usagum nasul olsa tatbikattayiz...
14 - Sinek Bar
Temel Istanbul a ilk kez gelmis ve Bebek koyunda methedilen sinek bari arayip
durmus. En sonunda sinek bari bulmus ve içeri girmis. Içkisini içerken kendi
kendine düsünmüs "Ya bu sinekli barin ne özelligi var herkes methetti hiç bir
özelligi yok". Ihtiyaçtan tuvalete gittiginde bir de ne görsün pisuvar
altindanmis ve piril piril parliyormus; "Demek buranin özelligi buymus..." demis.
Geri dönüp içkisini içmis. Ertesi aksam yine gelmis. Içkisini bitirince tuvalete
gitmis ki altin pisuvar orada yokmus. Kizgin bir sekilde geri dönmüs. Barmene
çatmis : "Hani buranin altin pisuvari kardesim bir özelliginiz vardi o da yok
simdi". Barmen kenarda duran iri yari adama seslenmis : "Sadullah abi gel dün
aksam senin saksafona iseyen adami buldum".
15 - 100 Hamsi
Dursun Temel e sormus :
- Usagim oruçlu oruçlu kaç hamsi yiyebilursun?
Temel : 100 tane yerim valla...
Dursun : Hadi oradan yesen yesen 1 tane yersin geriye kalan 99 hamsiyi
oruçsuz yersin...
Bu espri Temel in acaip hosuna gitmis.Yolda Cemal i görmüs ve hemen sormus
- Usagim oruçlu oruçlu kaç hamsi yiyebilursun?
Cemal : 50 tane yerim ben...
Temel : Tüh be usagim 100 deseydun sana müthis bir espiri yapacaktum...
16 - Arkadaslarimi Geri Getir
Bir Fransiz bir Ingiliz ve bir de Temel bir gemi kazasindan sonra issiz bir adaya
çikarlar. Ingiliz kumsalda bir lamba bulur. Fransiz bunun Aladdin in sihirli
lambasi olabilecegini söyler ve lambayi ovusturur. Gerçektende lambadan bir
cin çikar ve konusmaya baslar :
- Dileyin benden ne dilerseniz...
Ingiliz : Ben ailemin yanina Ingiltereye gitmek istiyorum...
der. Cin hemen istegini yerine getirir.
Sira Fransiza gelir. O da ailesinin yanina Fransaya gitmek ister. Onun istegi de
yerine gelir.
Sira Temeldedir. Temel biraz düsünür. Cin çabuk olmasini söyler. Temel etrafina
bakar ve cine dilegini söyler :
- Arkadaslarim da gitti ben bu issiz adada yalniz kaldim onun için arkadaslarimi
hemen geri getirmeni istiyorum" der...
17 - Boynuzlu Köpek
Temel birgün keçinin boynuna tasma takmis gezdiriyormus. Arkadasi Dursun
yolda onu görüp :
- Ula Temel Napiysin ?...
- Ula cörmiymisin Çöpegimi cezdurayrum Dursun kardesim...
- Ula Temel bunun boynuzlari var....
- Valla ben onin özel hayatina karismayrum...
18 - Gözlük
Temel uzak doguya gider. 250$ verip bakinca insanlari çiplak gösteren
gözlüklerden alir. Takar bakar çiplak, çikarir bakar giyinik. Çok hosuna gider.
Ikide bir takip, çikarir.
Eve gözünde gözlük gider, bakar Fadime ve sütçü çiplak. Gözlügüçikarir bakar
çiplak. Takar bakar yine çiplak. Müthis cani sikilir ve Fadimeye der ki :
- Ula Fadime 250$ verdim gözlük aldim ama hemen bozuldu!..
19 - Hatirla
Temel savasta yaninda 10 arkadasiyla birlikte düsmana esir düsmüs. Ilk gün
iskence sonunda ekipten 5 tanesi bülbül gibi konusmus. Ikinci gün 3 kisi daha
dayanamamis itiraf etmis. Üçüncü gün sonunda bir tek Temel kalmis. Dördüncü
gün iskencenin dozu artmis Temel den çit yok. Besinci gün iskence iyice
agarlasmis ama Temel yine ayni. Iki hafta sonra Temel i kaldigi hücrede
izlemeye karar vermisler. Bizim Temel hem kafayi duvara vurmakta hem de
söylenmekteymis :
-Hatirla...Hatirla... Hatirlaaaa...
20 - I am Sorry
Temel bara gitmis. Geçmis bir kenara oturmus, biraz sonra bara bir adam girmis
ve siska uzun boylu bir adamin kafasinin üzerine sise koymus, çekmis silahi
ates etmis sise paramparça... Ates eden adam elini kaldirmis;
- I am Pekosbill...
demis ve çikip gitmis. Daha sonra bara bir baska adam girmis ve yine o siska
adamin kafasinin üzerine konserve kutusu koymus, çekmis silahi ates etmis
kutu paramparça... Ates eden adam elini kaldirmis;
- I am Redkit...
demis ve bardan çikip gitmis...
Temel bunlari seyrettikten sonra dayanamamis, eline bir elma almis ve o siska
adamin kafasinin üzerine elmayi yerlestirmis, çekmis silahi ates etmis ve adami
tam anlinin ortasindan vurmus... Elini kaldirip;
- I am sorry...
demis ve çikip gitmis...
21 - Internetin Temelcesi
Temel, bilisim sektöründe çalisan bir firmaya is basvurusu yapmis. Firma
yetkilileri önce bir bilgi testinden geçmesi gerektigi söylemisler ve ilk soruyu
sormuslar :
-Internet ne demektir ?
Temel düsünmüs, tasinmis ve :
- Ise ciremedum temektur...
22 - Kamyon Söförü Temel
Temel kamyon söförüymüs. Bir gün kamyonu ile yokus asagi inerken freninin
patladigini farketmis. Ileriye dogru baktiginda da yolun ikiye ayrildigini görmüs.
Bir tarafta pazar kuruluymus ve yüzlerce insanin alisveris yapiyormus. Diger
tarafta ise küçük bir çocuk yolun ortasinda oyun oynamaktaymis. Temel çok
hizli bir sekilde düsünerek "pazar yerune çirersem pi sürü insan ölür en eyisu
çocigu ezeyum" demis.
Ertesi gün gazetelerde söyle bir baslik; "pazara giren kamyon dehset saçti.
150 ölü"
Temel e sormuslar :
- Sende hiç kafa yokmu? Bu kadar insani ezecegine bari çocugu ezseydin.
Temel cevap vermis :
- Ula siz benu salak mi sandunuz? Bunu bende düsündüm... Tabii ki çocugu
ezecektim ama cocuk pazara dogri kosunca ben ne yapayim?
23 - Mercedes-Benz
Temel Istanbul da bir is yeri açar ve isler tikirinda gidince altina hemen
Mercedes marka bir araba çeker. O günlerde Trabzon dan annesi arar ve :
- Temel oglum, baban öldi. Hemen cel.
Temel arabaya atlar ve hemen yola koyulur. 6 saatte trabzona varir.
Neyse, babasinin cenazesini kaldirirlar, aksam annesinden izin ister ve isleri
yüzünden hemen Istanbul a dönmesi gerektigini söyler. Annesi onayladiktan
sonra Istanbul a telefon açip yaninda çalisanlara :
- Usaklarim, benceliyoryum beni karsulayun.
Usaklar bekler Temel gelmez. 1 gün geçer, Temel yok. 2 gün geçer Temel,
yok. 3 gün geçer Temel yok. 4 gün sonunda Temel gelir. Hemen sorarlar
- Patron 6 saatte gittin, 4 günde döndün. Çok merak ettik seni.
Temel bunun üzerine usaklaruna döner ve der ki :
- Ula usaklarum bu Almanlari anlamiyorum... Arabaya 5 tane ileri fites
koymuslar, sanki isin geri dönüsü yok gibi geri fitesten sadece 1 tanecik
koymuslar. O sebepten geç celdum.
24 - Palavraci Komutan
Temel ve Dursun parasüt egitimlerini tamamladiktan sonra ilk atlayislari için
havalanirlar. Makul seviyeye geldiklerinde komutanlari son kontrolleri yapip;
-Atladiktan bi süre sonra parasütün sag tarafindaki ipi çekin parasütleriniz
açilacaktir... Sayet açilmazsa hiç telasa kapilmayin, sol tarafta yedek
parasütün ipi var onu çekin sorun kalmaz... Indiginizde sizi bir jip bekliyor
olacak sizi karargaha geri götürecek.
Askerler korkarak da olsa atlamislar. Heyecanla sag taraftaki iplerine
asilmislar... Tik yok. Tas gibi düsüyorlar. Hemen sol taraftaki iplere asilmislar
ama parasütler yine açilmamis... Temel bunun üzerine bagarmaya baslamis :
- Ula bu komutanun hiçbir dedugu çikmiyor... Hele bir de asagida jip yoksa o
zaman anasini belleyecegum!..
25 - Sokaktan mi Topluyorum?
Temel sevgilisiyle gidiyormus. Sevgilisi bir magazada gördügü kürkü istemis.
Temel hemen vitrin camina bir tugla atip içinden kürku alip sevgilisine
vermis. Daha sonra sevgilisi otomobil galerisinde bir de araba görmüs ve bu
sefer de onu istemis. Temel de bunun üzerine
-Ben bu tuglalari sokaktan mi topluyorum?
demis...
26 - Sünnet
Temelin çocugu 20 yasina basmis ama hala sünnet olmamis. Komsulari Temel e
sormus :
- Temel hayirdir... Çocugun 20 yasina basti neden halan sunet etirmedin...
Temel de : Banene yahu... Evlenince karusu istedigi kadar kestursun...
27 - Sinema Bileti
Temel, oglu Hasan i ödüllendirmek için para vermis ve sinemaya göndermis.
Hasan giseden biletini almis ve salona girmis ancak biraz sonra aglayarak disari
çikmis. Gisedeki kiz Hasan in yanina gidip ne oldugunu sorunca Hasan da :
-Kapitaki amica piletumi yirttu...
28 - Prezarvatif
Telefonda Temel çok endiseli ve telaslidir :
- Aman Doktor bey, çocuk bizim prezarvatifi yutti, yetis!..
Doktor aceleyle hazirlanir, çikmak üzereyken telefon yine çalar. Yine Temel,
ama bu kez gayet neseli ve rahatlamis bir sesle :
- Doktor Bey, celmene hacet kalmadi, pi prezarvatif taha bulduk!..
29 - Sinek Bar
Temel Istanbul a ilk kez gelmis ve Bebek koyunda methedilen sinek bari arayip
durmus. En sonunda sinek bari bulmus ve içeri girmis. Içkisini içerken kendi
kendine düsünmüs "Ya bu sinekli barin ne özelligi var herkes methetti hiç bir
özelligi yok". Ihtiyaçtan tuvalete gittiginde bir de ne görsün pisuvar
altindanmis ve piril piril parliyormus; "Demek buranin özelligi buymus..." demis.
Geri dönüp içkisini içmis. Ertesi aksam yine gelmis. Içkisini bitirince tuvalete
gitmis ki altin pisuvar orada yokmus. Kizgin bir sekilde geri dönmüs. Barmene
çatmis : "Hani buranin altin pisuvari kardesim bir özelliginiz vardi o da yok
simdi". Barmen kenarda duran iri yari adama seslenmis : "Sadullah abi gel dün
aksam senin saksafona iseyen adami buldum".
30 - Aksam Serinligi
Rus kozmonotu Yuri Gagarin in aya ayak basmasindan sonra yapilan tartismaya
katilan Temel, olaylara küçümser bir havada yaklasmakta ve bu arkadaslarinin
da garibine gitmektedir. Bir ara Temel konusmaya baslar :
- "O da pisey midur, piz yakunda günese gideceguz..."
Sohbete katilanlarin gözleri faltasi gibi açilir ve içlerinden biri :
- "Oraya gidemezsiniz iste!" der, "Çünkü orasi çok sicaktir."
Temel, hiç lafin altinda kalir mi?
- "Piz de gündüz gitmeyeceguz ya, aksam serunlugunda gideceguz..."
31 - Çekirge
Temel Üniversite de profesörmüs ve çekirgeler konusunda bir arastirma
yapiyormus. Prof. Temel in arastirma notlari :
1.gün
- Çekirgenin 1 ayagini kopardigimizda, zipla deyince zipliyor.
2.gün
- Çekirgenin 2 ayagini kopardigimizdazipla deyince zipliyor.
3.gün
- Çekirgenin 3 ayagini kopardigimizda zipla deyince zipliyor.
4.gün
- Çekirgenin 4. ve sonuncu ayagini kopardigimizda kulaklari duymuyor..
32 - Alkis
Bir uçak düsmek üzereymis. Bu yüzden uçagin tabani da dahil olmak üzere her
seyi atmislar. Yalnizca uçagin tavanina tutunan yolcular ve pilot kalmis. Pilot:
"Uçak hala düsüyor, bir yolcunun atlamasi gerekli" demis. Temel: "Ben atlarim
ama sevgili kaptan pilotumuz hariç hepinizden kuvvetli bir alkis bekliyorum..."
deyince bütün yolcular Temel`i alkislamis ve asagi düsmüs.
Sadece Temel ve pilot kurtulmus...
33 - Ben de Oynarim
Temel bir arkadasinin daveti üzerine Izmir e gitmis. Orada arkadasiyla
dolasirken, birde bakmislar ki, birkaç efe zeybek oynuyor. Kendilerine özgu agir
hareketlerle kol vurup diz buken efeleri seyrederlerken, arkadasi Temel e dönüp
sormus :
- Ne güzel oynuyorlar degil mi ?
Temel dudak bükmüs;
- O kadar düsündükten sonra ben de oynarim...
34 - Bu Dolar Sahte
Marketin birine bir turist gelmis, bir seyler almis, kasada ödeme yaparken,
kasiyere cebinden 100$ çikartip vermis. Kasiyer paranin sahte olmasindan
süphelenerek paranin orasina burasina bakmaya baslamis ama bir türlü emin
olamamis. Bakmisböyle olmayacak parayi sirada bekleyen Temel e uzatmis.
"Bir de siz bakar misiniz? Ben anlayamadim..." demis. Temel paranin bir altina
bir üstüne bakmis sonra tezgahin üzerine atmis ve "Bu para sahte" demis.
Herkes sasirmis ve nasil anladinbu kadar çabuk demisler.
Temel de, Çok kolay, bunun üstünde Atatürk resmi yok. demis...
35 - Iki Bardakli Temel
Temel her gece yatarken basucuna 2 tane bardak koyuyormus. Biri su dolu
digeri bos...
1 gece 2 gece derken Temel in oda arkadasi Dursun dayanamayip sormus :
- Ula Temel ne edisin sen her gece her gece bu pardaklarla?..
Temel cevap vermis :
- Aksamlari uyandigimda bazen canim su içmek istii bazen de istemii...
36 - Kasla Göz Arasi
Temel in taksisine Texasli bir adam binmis. Istanbul da dolasirken Akmerkez i
göstererek "Büyük bina, bizim orda bunu 2 günde yaparlar", Galata Kulesi ni
göstererek bizim orda bunu 1,5 günde yaparlar" diye atip tutuyormus.
Sonunda Temel incanina tak etmis ve Süleymaniye Camisini göstererek,
"Allah allah..." demis. Texasli ne oldu diye sorunca, Temel, "Az önce geçtik
ama burada böyle bir cami yoktu... Yine kasla göz arasinda yapmis bizimkiler"
demis...
37 - Otelci Temel
Otelci Temel in kapisini bir gece bir ispanyol asilzedesi çalmis.
- Odaniz var mi?
- Kimsunuz?
- Jose de Santana de Monte Cristo de Santa Cruzo.
- Haa, pu katar usagu alacak yerum yok!..
38 - Sampuan
Temel dus almaya girer, sampuani saçlarina bosaltip ovalamaya baslar.
Sirtini keselemeye gelen annesi sorar :
- Oglum kafani islatmiyacak misin ?..
Temel cevap verir :
- Yok anne bu sampuan kuru saçlar icinmis !..
39 - Reflex
Temel Istanbul da gezerken tam önünde bir genç kiz bisikletten düser.
Bacaklari havaya kalkar, etegi açilir. Temel bu sahneyi büyük bir zevkle
seyrederken genç kiz hemen toparlanir, kalkar ve durumu idare etmek için
sorar:
- Refleksimigördünüz degil mi?
- Uy Istanpul da öyle mi diyorsunuz ona?..
40 - Dogan in Yengesi
Temel ormanda agaç kesiyormus, o sirada çevreciler de ormanda yürüyüse
çikmislar, Temeli bu vaziyette görünce bir güzel pataklamislar...
Temel üstu basi perisan halde köye dönerken Dursun a raslamis, Dursun;
-Ula Temel bu ne hal böyle? diyesormus,
Temel de anlatmis;
- Ormanda agaç keseydum, birden kalabaluk pir grup Dogan in yengesini
bozmisum diye dövdü peni, halbuki ne Dogan i taniyruuum, ne de yengesuni..
Yaşli bir amca eseginin üzerinde karayolunda seyretmektedir.Bunu gören trafik polisleri amcaya takilmak isterler ve onu durdururlar.
Polis: Be amca, necin dakman golani?(Golan: Emniyet kemeri)
Amca: Dakmam be iste!
Polis: E bak gördün mü, simdi ceza keseceyik.
Amca: Kes bakalim ne keseceysan da gidecem; acele isim var.
Polis: Peki amca, cezayi sana yazalim yogsam esege?..
Amca: ???
Polis: Yani cezayi sana yazarsak 5 milyon ödeycen, esege yazarsak 3 milyon ödeycen.
Amca: Bana kes o zaman.
Polis: Be amca, anlaman?.. Cezayi sana yazarsak 5 milyon ödeycen, esege yazarsak 3 milyon...
Amca: Ey tamam iste; kes bana.
Polis: Be amca necin fazla para ödemek isten?
Amca:
-"Be oglum,lazim eşegin sicili temiz olsun; polis yazdiracam gendini."
===============================================
Damada telgraf çekerler:
''Kaynanan öldü,yaktıralım mı,yoksa gömdürelim mi?
Telgrafa hemen yanıt gelir:
''Hem yaktırın,hem gömdürün ki, kati olsun!...
===============================================
Zavallı Kedi
Adamın biri evden çıkmış giderken yolda bir çocuğun bir kedi yıkadığını görmüş.Adam "Oğlum sen ne yapıyorsun? Yapma kedi ölür." demiş. Çocuk adamı hiç dinlemeden yıkamaya devam etmiş.Adam dönüşte bakmış ki kedi ölmüş.Bunun üzerine çocuğa kızarak "Ben sana demedim mi yıkama kediyi, ölür diye". Çocuk "Sen ne diyorsun amca kediyi yıkarken değil sıkarken öldü.".
===============================================
İYİLİK MELEĞİ
Adamin isi varmis, Ankara`ya gidiyormus, tam uçaga binerken kulaginda bir ses :
-Binme, bu uçak düsecek!
Dönmüs, bakmis, kimse yok, ama içine de bir kurt düsmüs, binmemis.
Ikinci uçagi beklerken kara haber ulasmis :
-Uçak düstü kurtulan olmadi!
Kosmus Haydarpasa`ya, bilet almis, tam trene binecek, ayni ses kulaginda :
-Binme bu trene, raydan çikacak!
Dönmüs, bakmis yine kimse yok, trene binmemis, gelmis eve, sabah gazeteyi açinca tüyleri
ürpermis :
-Tren Eskisehir`de raydan çikti su kadar ölü, su kadar yarali...
Allahina sükretmis, kosup otobüse bilet almis, tam binerken yine o ses :
-Bu otobüse binme, freni patlayacak!
Dönmüs yine kimse yok! Dayanamamis, bagirmis :
-Sen kimsin yahu?
-Ben senin iyilik meleginim!
Adam iyice kizmis:
-Ulan evlenirken neredeydin!
YAVAŞLA
Temel Sehir disinda bir yolda hizla araba kullaniyormus.Bakmis bir tabela " YAVASLA 80 km".
Temel hizini 80`e indirmis.
Birazdan baska bir tabela "YAVASLA 60 " Temel hizini 60` a indirmis.Merakla giderkenyeniden
bir tabela " YAVAŞLA 40 ". Temel 40 km`ye inmis bir yandan da acaba yolda calisma mi var?
diye dusunuyormus. Epey gittikten sonra bakmis yine bir tabela " YAVAŞLA 15 ". Temel hizini
15 km`ye indirmis yolun en sagindan tingir mingir gitmeye baslamis ama meraktan da
catlayacak. Uflaya puflaya bir saat daha gittikten sonra yeni bir tabela gormus:
" YAVAŞLA YA HOS GELDINIZ, NUFUS:2500 "
===============================================
Temel'i tarih dersinde pineklerken gören hocası;biraz da kızgınlıkla sorar:
''Kraliçe Elizabeth tahta çıkınca ne yaptı?''
''Oturdu hocam.''
===============================================
Lamba Cini
Kadının biri temizlik yaparken bir lamba bulmus. Bunun tozunu alirken içinden bir
Cin çıkmış ve "Dile benden ne dilersen..." demis. "Ama sakin unutma, benden
sadece üç dilek dileme hakkın var ve de her isteginin iki katini kocana verecegim"
demiş. Kadinda "Tamam" demiş. Ve ilk dilegi "Beni dünyanin en güzel kadını yap"
olmus. Cin, "Bak ama kocan iki kat daha yakisikli olacak" demis. Kadin "Sorun degil."
demis. Ikinci dileğini, dünyanin en zengin kadini olmak olmus. Cin kadini yine
uyarmis... "Bak kocan senin iki katın kadar zengin olacak" demiş... Kadin yine
"Sorun değil." demiş... Sıra üçüncü ve sonuncu dileğe gelmiş ve kadin gülerek;
"Şimdi de beni öldurmeyecek hafiflikte bir kalp krizi geçirmemi sağla..." demiş.
===============================================
Günlük notları Yalnız başına Akdeniz gezisine çıkan genç kız,gemideki olayları günü gününe defterine yazıyordu.
13 Mayıs:Bu gün yolculuk başladı,havalar çok güzel.
14 Mayıs:Süvari çok yakışıklı bir genç,zannederim o da beni beğeniyor.
17 Mayıs: En sonunda onunla tanıştım,birlikte yemek yedik.
19 Mayıs:Eğer kamarasına gitmezsem gemiyi batıracağını söylüyor ne yapsam acaba.
21 Mayıs:1200 Kişinin hayatını kurtardım...
===============================================
14.Lui
Ali,yaz tatilinde ailesi ile Paris'e gitmişti.Bir müzeyi gezerken yoruldu,oradaki koltuklardan birine oturuverdi.Biraz sonra müze memuru
Ali'ye yaklaştı:
____Küçük,buraya oturulmaz,bu 14.Lui'nin koltuğudur,dedi.
Ali hiç istifini bozmadan:
___Zarar yok amca, o gelince ben hemen kalkarım
==============================================
Benzin fiatları
Mişon be,ne olacak bu bahalilik?
Ne var? Hangi bahalilikten bahsediyorson?
Benzin fiatleri fena fırladi.
Otomobilin mi var?
Ne otomobili sen da,yeni benzinli bir çakmak aldim da......
===============================================
Züğürtlük İşareti
Mithat Cemal,giyim kuşam meraklısı bir ahbabının elbisesini beğendi:
Kime diktirdin?
''İzzete...
''Kaça?...
Gerilerek cevap verdi:
''Yedi yüze....''
''Çok pahalı....
===============================================
Üç Kabadayı
Bir karadenizli gururlana,gururlana,böbürlene böbürlene karşısındakine anlatıyordu:
Pizum memlecette üç kabadayı vardır.
Kimdir bunlar?
Biri emicamın oğli,biri tayimin oğli,diğerini demem.
Karşısındaki gülümseyerek ilave etmiş:
Diğeri de sakın sen olmayasın?
Uy cözini sevdiğum...nasida pildun,yoksa cözlerimden mi tanidun?
===============================================
Anne ve oğul
Genç bir çocuk heyecanla annesine gelir ve aşık olduğunu, evlenmek istediğini ve annesini tanıştırmak istediğini söyler. Ama sadece eğlence olsun diye eve 3 kız getireceğini ve annesinin evlenecegi kızı tahmin etmesini ister. Ertesi gün 3 güzel kızla eve gelir. Otururlar bir süre sohpet ederler. Bir süre sonra çocuk heycanla annesine sorar tahmin ettin mi diye. Anne duraksamadan cevap verir: "Ortadaki kızıl saçlı" Oğlan hayretle annesine sorar: "Inanilmaz, nasıl bildin?" Anne cevap verir:"Ondan hoşlanmadım."
===============================================
Balıkçı Temel
Temel ile Dursun balık avlamaya çıkmışlar. Birinci gün hiç balık yakalayamamışlar, ikinci gün de hiç balık yakalayamamışlar, üçüncü gün bir kova balık yakalamışlar.Bunun üzerine Temel Dursun'a "Dursun bu yeri iyi belle, yarın da buraya geliriz."der. Kıyıya vardıkları zaman Temel Dursun'a sormuş: -Dursun yeri iyi belledin mi? -Evet -Ne yaptın? -Kayığın ucuna çarpı koydum. -Ulan salak yarın bu kayığı kiralayacağımızı nereden biliyorsun.
===============================================
UÇAK DÜŞÜYOR
Temel ile Dursun bir gün uçakla İstanbul'a gidiyorlarmış.
Derken birden uçak düşmeye başladı. Millette bir telaş bir telaş. Dursun da ayni şekilde telaştan ne yapacağını şaşırmış bir vaziyette Temel e bakmış, Temel de çıt yok, keyfi yerinde.
"Ula Temel uçak düşüy, anlamadun mu",
Temel yine istifini hiç bozmadan Dursun a şöyle demiş "
Amaaan düşerse düşsün bana ne, Babamın mali diil ya".
Hepsi Bir Arada
Politikacıların toplandığı bir uçakta,uçus esnasında Azrail gelir kaptan pilota der ki ; "Hadi vakit tamam gidiyoruz." Kaptan cevaplar ; "Aman. Olay benim için tamam da, arkada 287 kisi var.İzin ver, bu işi inişten sonra halledelim." Azrail cevaplar ; "Sen neden bahsediyorsun! Ben onların hepsini araya toplayana kadar senelerimi harcadım."
===============================================
Hemşeri
Bir inşaata amele alınacaktır. Alınacak elemanları kalfa Cemal'in seçmesi istenir. Adaylar kalabalıktır. Bu durumda Cemal sınav yapmaya karar verir. -Pize 1 kişi lazımdur. Pu nedenle sizu imtihan edeceğum. Bir ara gözü Temel'e ilişir. Burnundan tanımıştır. Hemşehrisini işe almak ister. Önce Temel'i sınava alır ve sorar. -Hemşerum söyle baa bakalum.. Sana 3 kuzu verdum, sonra 2 kuzu daha verdum kaç kuzu oldi? -6 tane oldi. Cemal biraz bozulur ama çaktırmaz. -Tabi bu soru biraz zor oldu piraz taha kolayini sorayum. -Sana 2 kuzu verdum, sonra 1 tane taha verdum kaç kuzi oldi ? -Tört kuzi oldi. Cemal sinirlenir, Ama hemsehrisinide işe almak ister. -Peçi 1 kuzi verdim, sonra bir kuzi taha verdum kaç etti ? -Üç etti. Bunun üzerine Cemal iki tokat çakar ve tekrar sorar. -Pir kuzi verdum, kaç kuzin oldi? -İçi tane. Cemal iyice sinirlenir ve Temeli iyice döver. -Ulan hemşeru teyup işe almak istedum, sende tam salakmişsun. Ula sağa pir kuzi vermişsem pir kuzin olur anladun mi? -Olir mi, der Temel. -Penum evde bir kuzi de kendumin var.
===============================================
Cimri
Şehrin hayırsever vakıflarından birindeki çalışanlar şehrin en başarılı avukatından henüz herhangi bir bağış almamış olduklarını fark ettiler. Bagış toplama görevindeki kişi avukatı bagışta bulunması için ikna etmeye çalışıyordu: "-Araştırmalarımıza göre yıllık geliriniz en az 500 000 dolar, ancak bu güne kadar hiç bir hayır işine bir kurus bağışta bulunmamışsınız. O paranın bir kısmını bir şekilde topluma iade etmek istemez miydiniz?" Avukat bir süre düşündü, sonra: "-Önce, arastımalarınız annemin uzun bir hastalıktan sonra ölmek üzere olduğunu ve hastane masraflarının onun yıllık gelirinin bir kaç kat üstünde olduğunu da gösterdi mi?" Görevli utandı: "-Sey, hayır." "-Sonra, kardeşimin malul bir gazi, kör ve tekerlekli iskemleye mahkum oldugunu?" Görevli utancından kıpkırmızı kesilmiş bir halde özür dilemeye çalışırken avukat onun sözünü kesti: "-Ya da kızkardeşimin kocasının bir trafik kazasinda öldüğünü ve onu üç çocuğuyla beş parasız bıraktığını?" Görevli yerin dibine geçmisti, sadece, "-Hayır, hiç bir bilgim yoktu ..." diye mırıldanabildi. Avukat bir kez daha onun sözünü keserek devam etti: "-Pekala, ben onlara zerre miktar para vermezken size niçin vereyim.
===============================================
Çekirge
Amerikalı bir turist bulduğu rehberiyle beraber Avustralya'yı gezmektedir. Rehber ve Amerikalı büyük bir çiftliğe gelirler. Amerikalı ileride otlayan koyunları fark ederek rehbere: - "Bunlar nedir"? diye sorar. Rehber: - "Koyun" Amerikalı "Yapma yahu, bizde koyunlar bunların iki üç katıdır" diyerek alaylı bir biçimde güler. Biraz daha ilerlerler ve otlayan inekleri görürler. Amerikalı yine sorar: - "Bunlar nedir?" Rehber: - "İnek" diye yanıtlar. Amerikalı yine gülerek: - "Vay be bizim oralarda inekler bunların en az iki-üç katıdır". der. Bir süre daha gittikten sonra önlerinde Kangurular geçer. Amerikalı sorusunu hemen yineler: - "Peki bunlar ne?" Rehber hiç umursamadan yanıtlar: - "Çekirge
===============================================
Çaycı
Adam iş hanındaki çaycıya sorar."Bir günde kaç demlik satıyorsun ?" Çaycı "Aşağı yukarı on demlik satarım." Onbeş demlik satmak istermisin ? Çaycı " Tabi " Öyleyse bardakları tam doldur.
===============================================
LAZ BANKA MUDURU
Laz banka muduru Rusya'ya geziye gitmis ve bir lokantadan iceri girmis.
Siparislerini verdikten sonra birde bakmiski karsisinda afet bir hatun surekli kendisine bakiyor.
Davetkar bakislarla hatunu masaya cagirmis, hatun gelip masaya oturmus.
Ancak ikiside birbirlerinin dilinden anlamiyormus.
Hatun cantasindan kalem ve kagit cikarmis ve kagidin uzerine sigara resmi cizmis.
Bizim laz mudur hemen sigarasina davranmis, kadina ikram etmis.
Hatun daha sonra kagidin uzerine kadeh resmi cizmis.
Bizimki hemen garsonu cagirmis ve en iyi saraptan siparis vermis.
Hatun bu seferde kagida ev resmi cizmis yanina da 100 dolar resmi cizmis.
Bizimki icinden :
-"Ula kariya bak, haçan banka muduru oldugumi anladi konut kredisi isti..''
______________________________________________
TITANIK
Zencinin biri uluslararasi uyusturucu kaçakçiligi yapmaktadir ve bir gün Türkiye'ye kaçak olarak giris yapar.
Avrupaya geçmesi için pasaport bulmasi gerekmektedir.
Bu sirada Türkiye'ye tatile gelen Leanardo Di Caprio pasaportunu kaybeder.
Bizim zencide pasaportu bulur isme bakar fotografa bakar ve bir tuvalete girip Leanardo'nun fotografinin yerine kendi fotografini yapistirir.
Çikis yapmak için hava alanina gelir.
Bizim Temel ile Dursun da gümrük memurudurlar.
Zenci pasaportu onaylatmak için Temele uzatir. Temel bi fotografa bakar bi zenciye bakar sonrada dursuna dönerek:
-"Ula Tursun, ha bu titanik yandi miydu, pattu miydu la?"
______________________________________________
BIRA
Temel bir seyahate çikmis, otele gitmis ve odasina yerlesmis.
Aksam da bir kizla beraber olacakmis.
Laz oldugu anlasilmasin diye prova yapmaya karar vermis.
-"Pana pir pira.. olamadi"
-"Paga bir pira... gene olmadi"
-"Bana bir bira" demis ve tamam demis inmis asagiya.
Adama demis ki:
-"Bana bir bira."
Adam sormus:
-"Sen lazmisin?"
Temel de;
-"Nerden anladin?"
-"Burasi resepsiyon, bar karsida.."
______________________________________________
ANAHTAR
Temel birgün ogluyla 100 katli bir otele gitmis.
Daha 10'uncu katta
-"Baba da, haçan bisi söylücem."
-"Usagum, 100'üncü katta soylersin." demis
100'üncü kata gelince çocuk demis ki:
-"Baba anahtari unuttuk."
______________________________________________
YA KARISIRSA
Temel ve Dursun yillarca biriktirdikleri paralarla hayalini kurduklari atlari almak için pazara giderler.Uzun pazarligin sonucunda birer at alip eve dönerler.Atlari bagladiktan sonra sohbete baslarlar.Çok sevinçlidirler.Bi ara Temelin aklina atlarin karisabilecegi fikri gelir.Bunu Dursun' ada söyler.Kara kara düsünmeye baslarlar.
Dursun:
-"Ula haçan benim atun kuyruguni keselum, kuyruklisi senin olsun" demis.
Temel:
-"Ula dogri Diysun" demis ve atin kuyrugunu kesmisler.
Bunlari duyan muzip komsulari İdris gece gelip öteki atinda kuyrugunu kesmis.
Sabah kalkip bakmislarki 2 atinda kuyrugu kesik. Düsünmeye baslamislar.
Bu sefer Dursun'nun atinin kulagini kesmisler.
Gece İdris gelip ötekinin de kulagini kesmis.
Sabah gene bakmislar ki atlar yine ayni.
Atlar taninmayacak hale gelene kadar devam etmis.
En sonunda bizim Temel dayanamamis:
-"Ula Tursun, habu is böyle olmayacak da. En iyisi siyah at benim, beyaz at senin olsun.."
______________________________________________
KÜRK
Küçük Temel bir gün babasina sormus:
-"Baba hayvanlar her ay kürk degistiriyormus degil mi?"
Babasi:
-"Evet oglum ama bunu sakin annene söyleme!"
______________________________________________
AMERİKAN ŞAKASI
John'la James kır gezintisine çıkmışlardı. Bir ara John, James'e yerdeki sığır tersini gösterdi:
- Bak James... Günün birinde öleceksin, mezara koyacaklar, mezarının üstünde otlar bitecek. Otları inekler yiyecek. İnekler işte böyle pisleyecek. Ben, bunu görünce, "Yazık... Ne kadar değişmissin James," diyeceğim.
James dedi ki:
- Önce sen öleceksin, John. Mezara gireceksin. Mezarının üstünde otlar bitecek. Onları inekler yiyecek. İnekler işte böyle pisleyecek. Ben, bunları görünce "Hiç değişmemissin be John!" diyeceğim!
______________________________________________
:) ARASI YOKMUŞ
Gözü, bankta oturmuş portakal soyan adama takıldı. Soyuyor, tuzluyor, yanındaki çöp kutusuna atıyor... Bir süre izledikten sonra yanına gidip sordu:
- Afedersiniz, güzelim portakalları tuzlayıp çöpe atmanız garibime gitti de...
- Efendum, penum tuzlu portakalla aram eyu değuldur da...
______________________________________________
:) ASKER N'APMAZ?
Komutan içkiyi yasakladı ve duvara "Alkol öldürür" diye yazdırdı.
Ertesi sabah, bu yazının altına bir cümle eklenmişti: "Asker ölümden korkmaz".
______________________________________________
:) AYNADAKİ ADAM!
Temel aynalı sigaralığından bir tane sigara çıkarmış, o anda gözü aynaya takılmış;
- ula dursun demiş,
- Ha bu aynadaki adam baa tanıdık geliy demiş.
Dursun aynayı temelden almış, şöyle bir bakmış,
- ula salak demiş
- tabi tanıdık gelir bu benim ............
______________________________________________
:) CENAZE
Hindistan'a, kaplan avına giden John'un ailesine gelen telgrafta şunlar yazılıydı:
"John, avda öldü. Cenazesi ayın 17'inde Londra'da olacak."
Ayın 17'sinde John'un ailesine kafes içinde büyük bir Bengal kaplanı geldi. Bunun üzerine aile, Hindistan'a telgraf çekti:
"Kaplanı aldık. John'un cenazesini bekliyoruz."
Cevap geldi:
"John'un cenazesi kaplanın karnında."
______________________________________________
:) ÇOCUK MOCUK
Adanalı İsmail Safa Beye dostlarından biri sormuş:
- Adanalılar neden hep çatal matal, bacak macak diye konuşurlar?
- Öyle söyleyenler çocuk mocuktur!
______________________________________________
:) DENENMİŞ İLAÇLAR
Doktor, hastasına telefon etti:
- Size verdiğim reçetedeki ilaçları kullanmaya başladınız mı?
- Başladım, doktor.
- İyileşmeye de başladınız mı?
- Daha iyiceyim. İlginize teşekkür ederim. Daha önce böyle telefonla sormazdınız...
- Ben de aynı hastalığa tutuldum. İlaçları kullanmadan önce emin olmak istedim de..
______________________________________________
:) ENAYİ
Bir yığın sebze yüklenmiş el arabasını kan ter içinde yokuş yukarı çıkarmaya çabalayan manav çırağına acıdı, yardım etti. Güç bela yokuşun başına geldiler. Geniş bir soluk alarak sordu:
- Oğlum, tek başına bu kadar yükü taşıyamayacağını ustana söylemedin mi?
- Söyledim ama...
- Öyleyse niye taşıttı?
- "Sana yardım edecek bir enayi bulunur" dedi.
______________________________________________
:) EŞEK BOYAMAK
Kayseri'ye yeni gelen yabancı, ayakkabısını boyatırken boyacıya takılmış:
- Siz Kayserililer eşeği boyayıp babanıza satar mısınız. Nasıl yapılır bu is?
Boyacı, fırça sallamayı sürdürerek:
- İşte, demiş, eşeği böyle boyarız!
______________________________________________
:) HAP
Bir adam uçağıyla Afrika'nın üzerinde gezerken birden uçağı arızalanır ve ormanlık bir alana düşer. Üstüne üstlük bir afrika kabilesinin ona doğru yaklaştığını görür. Adam içinden "İste şimdi hapı yuttuk" der. O anda düşüncesinde Nur yüzlü dedenin sesini duyar.
- Hayır evladım henüz hapı yutmadın.
- Peki ne yapmam gerek ?
- Şuradaki mızrağı görüyormusun? - Evet.
- Al onu öndeki renkli giysili adamın tam kalbine batır.
Adam mızrağı alır ve adamın tam kalbine batırır.
-Evladım işte şimdi hapı yuttun.
______________________________________________
:) İSİM
Adamın biri birgün yolda giderken bir çocuk görür ve çocuğu çok sevimli bulur çocuğa senin adın ne der çocuk tam söyleyeceği sırada dur ben tahmin edeyim der ama baş harfini söyle der çocuk -y der adam başlar saymaya -yasin çocuk başını sallar -yusuf çocuk gene başını sallar adam y ile başlayan tüm isimleri sayar çocuk her seferinde başını sallar adam iyice sinir olur kız isimleride saymaya başlar çocuk gene başını sallar adam en sonunda bilemedim ne lan senin ismin der çocuk -yamazan der
______________________________________________
:) KIRK YILLIK SİRKE
Bir dostu, Hoca'ya sormuş:
- Sende kırk yıllık sirke varmış?
- Var.
- Biraz versene. İlaç yapacağım.
- Yoo... Her isteyene verseydim kırk yıldır durur muydu?
______________________________________________
:) KONUŞMAYANLAR
Hayat bilgisi dersinde öğretmen sordu:
- Balıklar neden konuşmaz?
Funda parmak kaldırdı:
- Öğretmenim, siz de başınızı suya soksanız konuşamazsınız!
______________________________________________
:) KUŞ SANMIŞ
Saf köylü, kente iş için gelmiş. Bir evin penceresinde gördüğü papağanın renk renk tüylerine hayran oluyor.
- Allahım... Ne güzel yaratıklar var...
Tam o sırada papağan konuşmaya başlıyor:
- Ne bakıyorsun?
Köylü, neye uğradığını şaşırıyor:
- Kusura bakma hemşehrim. Seni kuş sandım da...
______________________________________________
:) OLMAYANA ERGİ
Kamyonunu jandarma karakolu önünde durdurup nöbetçi ere sordu:
- Bu dolaylarda siyah inek bulunur mu?
- Yoktur.
Büyük siyah köpek filan var mı?
- Hayır.
Siyah at?
- O da yok.
- Eyvah!.. Demek ki ezilen köyün papazıydı!
______________________________________________ :) OLMAZ OLUR MU?
Oyun sürüyordu. Köroğlu rolündeki aktör, yarenlerine:
- Atımı getirin! diye bağırdı.
Seyircilerden biri "hariçten gazel" okudu:
- Eşek olsa olmaz mı?
Köroğlu rolündeki oyuncu:
- Olur olur... dedi. Buraya gelin!
______________________________________________
:) ÖZEL YÖNTEM
Cimriliğiyle ünlü İskoçya'da, polis okulunda öğrenciye sordular:
- Büyük bir kargaşalık başgösterdi. Herkes birbirine giriyor, silahlar patlıyor... Söyle bakalım, bu topluluk nasıl dağıtılır?
Öğrenci, hiç düşünmeden:
- Hemen boynuma bir kutu asarım, dedi. Ve bağış toplamaya başlarım!
______________________________________________
:) PİLAV ÜSTÜNE
Lokantada, müşterilerden biri garsona seslenmiş:
- Bakar mısın evladım...
Bana bir pilav, üstüne de biraz et.
Az ötede masada Borazan Tevfik oturuyormuş. Yemeğinden başını kaldırıp o da garsona dönmüş:
- Bana da bir pilav... Ama üstüne etme!
______________________________________________
:) SAVAŞ HAZIRLIĞI
Televizyon filminde Kızılderililerin yüzlerini boyadıklarını gören Can, sordu:
- Baba ne yapıyorlar bunlar böyle?
- Savaşa hazırlanıyorlar, oğlum.
Can, ertesi sabah annesini makyaj yaparken görünce koşup babasının yanına geldi:
- Baba, kötü şeyler olacak...
Annem içerde savaş hazırlığı yapıyor!
______________________________________________ :) SOĞANIN CÜCÜĞÜ
İnşaatta çalışan Recep'le Memet, her zamanki gibi, pişirdikleri bulgur aşını yiyorlardı. Bir ara Recep sordu:
- Ula Mehmet! Zengin olsan ne yirsin?
- Soğanın cücüğünü yirim. Ya sen?
- Bana yiyecek bir şey bırakmadın ki...
______________________________________________
:) TANIMAK
Yargıç, Temel'e:
- Bu adamdan borç para almışsın, diyerek Dursun'u gösterdi. Neden ödemiyorsun borcunu?
- Ben bu adamı tanımayrum. Ondan borç almuş da değilim.
Dursun sinirlerdi:
- Ula Temel, doğru söyle, beni tanimay musun?
- Tanimayrum.
Ula sen beni tanimaduğuna göre ben de seni tanımayrum!
______________________________________________
:) TERLEMEK İÇİN
Sınavda tıp öğrencisine sordular:
- Hastayıı hangi yöntemlerle terletirsin?
Öğrenci bildiklerini söyledi.
- Başka?
Belleğini yokladı, anımsadığı başka yöntemleri de anlattı.
- Başka?
Ter içinde kalan öğrenci:
- Bütün bu yöntemlerden sonuç alınmazsa, dedi, burara getirir, huzurunuzda sınava
sokarım.
______________________________________________
:) MATEM
Adamın biri eczaneye uğrar ve siyah prezervatif ister. Bunu duyan eczacı
şaşkınlık içinde sorar:
- Afedersiniz ama neden siyah?
Adam cevap verir:
- Arkadaşım öldü de, karısına baş sağlığı dilemeye gidiyorum!..
______________________________________________
:) TIRAŞ
Küçük Ata, kapıdan giren konuğa:
- Amca, dedi, senin adın Süleyman mı?
- Evet, yavrum.
- Berber misin?
- Hayır, niye sordun?
- Babam, pencereden görünce "Süleyman yine tıraşa geliyor" dedi de...
______________________________________________
:) YARIŞ ATI
Kocasının ceplerini karıştırırken bir kağıt parçası buldu. Üzerinde "Leyla" yazıyordu, bir de telefon numarası vardı. Akşam, kağıdı gösterere sordu:
- Bu kimin numarası?
- Aa, bilmiyor musun, ünlü yarış atı bu. Bu hafta ona oynadım.
On gün sonra koca eve dönünce, karısı:
- O ünlü yarı atı Leyla var ya, dedi. İşte o aradı seni...
______________________________________________
:) AYDİNLİKTA
Nasreddin Hoca kapisinin önünde bir seyler araniyormus. Komsulari :
- Hayrola Hoca efendi, demisler, birsey mi kayip ettin?
- Mühürüm düstü de...
- Nerede düsürdün? Söyle, biz de bakiverelim...
- Içeride düsürdüm, avluda...
- Avluda kayip olan sey sokakta aranir mi be Hoca?
- Avlu karanlik. Burasi daha aydinlik da onun için burada ariyorum...
______________________________________________
:) TEMEL VE KRALİÇE ELİZABETH
Temel Istanbul a gelmis, yürüyormus.Bu arada 5 dakikada bir top atislari duyul-
maktaymis. Merak edip sormus. "Hemserim bu top atislari neyin nesi?" diye.
Kraliçe Elizabeth in gelmesi sebebiyle top atisi yapildigi anlatilmis.
Aradan yarim saatgeçmis ve top atislari halen sürmekteymis. Temel yine
sormus bir baskasina "Bu top atislari neden?" diye. Ayni cevabi alinca
söylenmis: "Ulan, yarim saattir bir kariyi vuramadilar, be!"
______________________________________________
BAŞHEKİM TEMEL
Bizim Temel akıl hastanesinde başhekimdir.. Bir gün Bakanlık Müsteşarı hastaneyi ziyaret eder. Camdan bahçeye bakarken delilerin yüksek bir yerden havuza atladığını görür ve Başhekim Temele:
-Bravo... Çok mükemmel. Hastaların sosyal faaliyetlerini düşünmüşsünüz... Bunun için sizi tebrik ediyorum der.
Temelin koltukları kabarır:
-Sayin Musteşarum siz esas o havuzi bi da su doldurduğumuz zaman görün ne sevineyi zavallılar.
Müsteşarın tepesi atar. Temel durumu idare etmeye çalışır:
-Su koysak da farketmez, onlar yüzme bilmeyi ki...
______________________________________________
İŞARET
Temel ile Dursun can sıkıntısından bir kayık kiralarlar. Balık avlamaya çıkarlar... Bir zaman kürek çekerek açılırlar, derken hazırlıklar biter, oltaları denize atarlar... Atar atmaz balıklar da oltaya takılmaya başlar. Temel ile Dursunun keyifleri yerindedir...
Temel Dursuna:
-Ula Dursun haburiya bi işaret kuyalum yarun burayi bulmamuz kolay olur...
Derken sahile dönerler, kayıktan inerken Temel Dursuna gene sorar:
-Ula Dursun işaret koymayi unutmadun değil mi?
Dursun:
-Ula hiç unutur miyum, işaret tamam...
-Nasi işaret koydun?
Dursun:
-Bağa soracağuna kayuğun ucina bak... Çarpi koydum.
Temel sinirlenir:
-Ula o işareti denize yapacağidun kayuğa değil... Ayni kayuğu başkasi kiralarsa gitti baluklar...
_____________________________________________
OTELCİ
Otelci Temelin kapısını bir gece bir İspanyol asilzadesi çalmış.
-Boş odanız var mı?
-Kimsunuz?
-Jose de Santana de Monte Cristo de Santa Cruzo.
-Haa, pu kadar uşağu alacak yerum yok!
_____________________________________________
TOYOTA KRİKO
Bir gün Trabzon'a bir Japon gelir. Kahvehanenin kapısını tekmeyle açarak içeri girer ve bağırır:
-Kim lan buranın dayısı?
Temel kalkar:
-Benim lan ne var!
Japon:
-Gel lan dışarı.
Dışarı çıkarlar. "Pat küt" sesler duyulur. Az sonra Japon içeri girer ve hafif öne eğilerek "Karate" der. Kahvehanedekiler çıkıp bakarlar ki Temel perişan vaziyette yerde yatıyor.
Ertesi gün Japon yine gelir:
-Kim lan buranın dayısı?
Temel:
-Benim lan ne var!
Japon:
-Gel lan dışarı!
Yine "bam güm" sesler duyulur. Japon içeri girer ve kahvedekileri aynı şekilde selamlayarak "tekvando" der. Çıkıp bakarlar, Temel ağız-burun kan içinde yerde yatıyor.
Ertesi gün Japon yine gelir:
-Kim lan buranın dayısı?
Temel, başı sargılar içinde kalkar:
-Benim ulan ne olacak?
-Gel lan dışarı!
Çıkarlar. Dışarıdan "ÇİTONNNG" diye bir ses duyulur. Temel içeri girer ve elindeki krikoyu göstererek "Toyota Kriko" der.
______________________________________________
TEMEL'İN ÖFKESİ
Bir İngiliz, bir Alman, bir Fransız ve Temel, aynı uçakta seyahat etmektedir. İngiliz, bir telefon görüşmesinden sonra, "açın kapıyı, atacağım kendimi aşağıya" diye bağırmaya başlar. Sakinleştirip, ne olduğunu sorarlar. "Şimdi duydum, annem genel eve düşmüş" der. Bir süre sonra Alman bir telefon görüşmesi yapar ve o da "açın kapıyı atacağım kendimi" diye feryad eder. Onu da yatıştırıp ne olduğunu sorarlar. O da aynı cevabı verir. Az sonra bir telefon görüşmesi yapan Fransız da "açın kapıyı, atacağım kendimi aşağıya" diye bağırır. Onu da güç bela teselli edip ne olduğunu sorarlar. Fransız da annesinin genel eve düştüğünü söyler söylemez, Temel büyük bir öfkeyle yerinden fırlar:
-Açun ulan kapiyi, atacağum kendumi aşağiya!
Temel'i büyük güçlükle tutmaya çalışırken sorarlar:
-Sana ne oldu ki?
Temel:
-Ula bu kadar orosbi cocuğunun arasinda duracağuma atarum kendumi aşağiya daha eyi daa!!
______________________________________________
BAS GAZA
Tırcı Dursun'la muavin Temel, kamyonlarına altı metre yüksekliğinde mal yüklemiş giderlerken, birden bir tünel ve önünde bir uyarı işareti görürler: "Azami yükseklik 4,5 metre".
Muavin Temel, etrafa dikkatlice baktıktan sonra Dursun'a döner:
-Bas gaza usta! Etrafta polis molis yok...
_____________________________________________
ŞİMDİ GELDİM
Temel, bir binanın altıncı katından düşer. Hemen etrafına bir kalabalık toplanır. Yoldan geçen biri kalabalığı yararak, yaralı Temel'in üzerine eğilip sorar:
-Ne oldu?
Temel, zorlukla:
-Vallahi bilmeyrum. Ben de şimdi celdum.
______________________________________________
TEMEL TRAFİKTE
Trafik memurları karşıdan gelen Temel ve Fadimeyi çevirmiş. İkisinin kemerlerini de takılı görünce tebrik etmiş:
-Bugün yaptığımız kontrolde tek emniyet kemerini takan çift sizsiniz. Bu yüzden 500 milyon ödül veriyoruz. Bu parayla ne yapmayı düşünüyorsunuz beyefendi?...
-Ne yapacağım hemen gidip kendime ehliyet alacağım...
-Nee... Ehliyetiniz yok mu?...
Fadime olayı toparlamak için atılmış:
-Kusura bakmayın memur bey, Temel içince ne dediğini bilmez...
-Nee... Bir de içkili misiniz?...
Arka koltukta oturan yaşlı Dursun öne doğru eğilmiş:
-Ben demiş idum çalıntı arabayla yola çıkmayalım başımıza bir iş gelir diye...
Memur neye uğradığını şaşırmışken, bagajdan atlayan İdris koşarak gelmiş:
-Ne oldu?... Geçtik mi sınırı ?...
______________________________________________ ÜSTÜNE ETME
Temel, Almanya'dan gelen arakadaşı Dursun'u lokantaya götürür. Garsona:
-Baa bi kuru fasulye, pilav, üstüne de et, der.
Dursun:
-Baa da aynısından, ama üstüne etme!
______________________________________________
DİL SORUNU
Temel, İngiltere'ye gitmişti. Arkadaşları:
-Sen İngilizce bilmezdin, orada çok sıkıntı çektin mi?
Temel:
-Hayır, sıkıntıyı İncıluzlar çekti.
______________________________________________
NİÇİN?
İdris, Temel'e sorar:
-Ula Temel, bir şeye nişan alurken, niye bir gözümüzü kapatayruk?
Temel:
-Cok çahilsun Dursun, ikisini da kapatursak, hedefi nasul göreceğuz da!
_____________________________________________
TAARRUZ
Cephede, taarruzdan önce son saniyeler. Komutan, askerlerine moral verici bir konuşma yapar ve şöyle bağlar:
-Şimdi kendinizi gösterme zamanı geldi arslanlarım. Göğüs göğüse, adam adama dövüşeceksiniz.
Temel, bir adım öne çıkar:
-Komitanum, baa düşen hancisudur, gösterur musunuz? Belçi eyilukla hallederum işi.
______________________________________________
Skorbord
Temel, evli bir arkadaşını ziyarete gider. Evin hanımı çok güzel bir içki masası hazırlamıştır. Hep birlikte yiyip, içip sohbet ederler. Kimse zamanın nasıl geçtiğinin farkına varmaz. İçkinin etkisiyle, ev sahibi sızar ve horlamaya başlar. Kadın, Temel'e yaklaşır ve kulağına fısıldar:
- Haydi biraz sevişelim.
Temel sıkılarak:
- Nasıl olur? Sen benim arkadaşımın eşisin. Hem sonra ya aniden uyanırsa ?
Kadın, üstündeki son giysiyi de çıkartırken: - Yer yerinden oynasa, uyanmaz artık. Temel eğilir ve arkadaşının göğsünden bir kıl kopartır. Arkadaşının horultusunda hiçbir değişme olmaz. Bunun üzerine kadınla çılgınca sevişmeye başlar.
Kadın, bir süre sonra içli bir sesle:
- Haydi bir daha.
Temel, arkadaşının göğsünden bir kıl daha kopartır, horultu yine devam etmektedir. Bir kez daha sevişirler. Olay, sabaha kadar tam beş kez tekrarlanır. Güneşin ilk ışıkları odaya dolarken, Temel bir kıl daha koparınca, arkadaşı: - Bak dostum, bütün gece karımla seviştin. Ses çıkartmadım. Ama beni skorboard olarak kullanmaya devam edersen, canına okurum ha!
______________________________________________
Çukur işi
Temel bir grup arkadaşıyla çukur açıyormuş.Bir başka grupda gelip çukurları kapıyomuş. Adamın biri çok merak etmiş ve ne yaptıklarını sormuş.
Temel: -Bir grup daha fardu, onlarda fidan dikeydu, bucün gelmeduler, piz de pizim işler geri kalmasın diye çalişayruz...
______________________________________________ Dedikoducu Pezevenk
Temel hergün evine trenle gidip gelmektedir.Yine bir gün trende giderken karşısında oturan adamın biri pezevenk der. Temel şaşırır acep bağamı dedi diye sağına soluna bakınır. Adam yine pezevenk der.Temel yine şaşkınlık içinde sağa sola bakınır; sanırım bağa dedi der. Olay çıkmaması için ilk durakda iner ve olayı evde karısına anlatır.
-Fadime bugün trende adamın biri bağa pezevenk dedi der.
Fadime ; hadi ya bak terbiyesize der.
Temel ertesi gün aynı adamla tekrar trende karşılaşır.Adam bu sefer Temel'e bakarak şöle der:
-Dedikoducu pezevenk...
_____________________________________________
Dile benden ne dilersen
Temel, Dursun'a arabasının öyküsünü anlatıyordu :
-"Bir gün otostop yapıyordum ki önümde, bu arabayla, mini etekli güzel bir bayan durdu ve beni arabasına aldı. Bir süre gittikten sonra kadın arabayı kuytu bir köşeye çekti. Mini eteğini iyice yukarı çekip, dudaklarını ıslattı ve "Benden ne istersen alabilirsin" dedi, ben de arabasını aldım."
Dursun : -"iyi etmişsin Temel, zaten mini etek sana hiç yakışmazdı!."
______________________________________________
Firar
Ufak bir suçtan hapse düşen Temel'in koğuş arkadaşı sık sık hastalanmakta haftada bir doktora gitmektedir.Adamın doktordan her gelişinde bir uzvu kesilmektedir.Bir gün bacağı,sonra kolu,eli...Son gelişinde Temel koğuş arkadaşının kulağına eğilir manalı bir gülüşle: -Uy!Hemşerim sanmaki anlamayrum,bağa öyle geliyoki galiba sen kısım kısım firar edeysun...
_____________________________________________
İşaret
Balığa çıkacak olan Lazlar konuşuyorlarmış :
- Dün balık avladığımız yeri işaretledin mi ?
- Evet kayığa işaret koydum
- Aptal! Ya bugün başka kayıkla balığa çıkarsak ?!
_____________________________________________
Paça
Adamın biri Karadeniz'i gezerken bakmış bir köyde bütün koyunlar üç bacaklı. Merak etmiş ve arabasından inip çobana sormuş niye koyunlar böyle diye. Bunun üzerine çoban :
- Canımız her paça istediğinde koca koyunu kesecek değildik herhalde...
______________________________________________
Yassı Tavuk
Karadeniz'i gezen bir adam yolda aniden önüne çıkan tavuğu ezmiş. Hayvanı ezdiği için üzüntü duymuş ve gidip sahibine en azından parasını vermek istemiş. Almış tavuğu ve hemen oradaki köye gitmiş. Elindeki tavukla kahveden içeri girmiş ve :
- Afedersiniz; ben hemen köy dışında bu tavuğu ezdim. Sahibini arıyorum, en azından parasını vereyim diye. Acaba bu tavuğun sahibi kim ? Bunun üzerine hep beraber tavuğa bakan Lazlar :
- Hemşerim sen yanlış geldin. Bizim köyde böyle yassı tavuk bulunmaz.
______________________________________________
Mendil
Temel ve İdris sahilde gezinirken Temel'in kafasına martı sıçmış. Temel :
- Mendilin var mı
- Var da, ne yapacaksın ? Martı çoktan uzaklaştı.
_____________________________________________
Sarı Bar(yeni)
Temel eğlenmek için bir yer arıyormuş.Daha önce bir çok bara gitmiş fakat simdi gidecek farklı bir yer arıyormuş.Bir arkadaşı ona Sarı Bar adlı bir yer önermiş.Oda gitmiş fakat diğer yerlerden hiçbir farkı yokmuş.Neyse demiş içkisini içmiş tuvalete gitmiş . Bir de ne görsün altın bir pisuar var. Çok şaşırmış daha sonra pisuara işeyip gitmiş. Öbür gün yine gelmiş ve içkisini içip tuvalete gitmiş. Bir de ne görsün altın pisuar yerinde yok. Barmene gidip"Tek farkınız altın pisuardı,şimdi o da yok"demiş. Barmen barda oturan iri yarı adama dönüp "Necmi abii senin saksofona işeyen adam geldi" demiş.
_____________________________________________
Kizartma Tavuk
Bizim Temel karakolda başkomiserdir. Bir gün bir kadın gelir: - Komiser bey komiser bey! Kocama tavuklu bezelye yapacaktım ... Ben onu haşlayana kadar kocamı markete bezelye almaya gönderdim. Gidiş o gidiş gelmedi... Ben ne yapacağım? Komiser Temel kadına hiç bakmadan: - En eyisi siz o tavuğu kizartma yapin.
_____________________________________________
Otelci Temel
Otelci Temel’in kapısını bir gece bir İspanyol asilzadesi çalmış. -Boş odanız var mı? -Kimsunuz? -Jose de Santana de Monte Cristo de Santa Cruzo. -Haa, pu kadar uşağu alacak yerum yok
______________________________________________
25 SENT
Temel, 55 yaşına kadar canını dişine takmış çalışmıştı..Pastacı çıraklığı ile alışdığı hayata, pastane sahibi olarak devam etmiş, yetenekleri ve becerisi sayesinde Türkiye'nin en ünlü pastanesinin sahibi olmuş, milyarlar kazanmıştı.. Bir gün karısına "Paraları mezara götürecek halimiz yok. Kendimize yeni ve rahat bir hayat seçtim" dedi.."Bizim oradaki hemşerilerle konuştum... Herseyi iyice öğrendim. Kaliforniya'ya gideceğiz. Kazandığım para bize ömrümüzün sonuna kadar yeter.. Çocuklar da güzel üniversitelerde okurlar..."Temel, neyi var, neyin yok sattı. Paralar |